YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/460
KARAR NO : 2011/11885
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının kredi sözleşmesini garanti eden sıfatı ile imzaladığını, borç ödenmediği için girişilen icra takibine haksız olarak kısmi itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibi devamına %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde davalının sözleşmeyi garantör sıfatı ile imzaladığı ancak bunun kefalet amacıyla imzalandığının kabulü gerektiğini, kefalet limitinin 1.000.00 TL. olduğu, bu durumda icra takip tarihi itibariyle toplanan 1.748.52 TL.’nin ödenmesi gerektiği ancak davalı yönünden takibin 150.00 TL.’lik kısmı kesinleştiği için bakiye asıl alacağın 850.00 TL. olduğu gerekçeleriyle itirazın kısmen iptaline, takibin 850.00 TL. asıl alacak, 747.17 TL. işlemiş faiz ve 37.35 TL. BSMV olmak üzere toplam 1.634.52 TL. üzerinden devamına 340.00 TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1 ) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Taraflar arasındaki uyuşmazlık 2004 yılında akdedilen sözleşme uyarınca kredi kartı harcamalarından kaynaklanmaktadır. Davalı, anılan sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzalamıştır.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna Kredi Kartları başlıklı 10/A maddesi eklenmesini öngören 4822 sayılı Kanun 14.03.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş ve aynı Kanun ile 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinde de değişiklik yapılarak kredi kartı sözleşmelerine kefaletin adi kefalet olduğu hükme bağlanmıştır. 4077 Sayılı Yasanın 10/A maddesi ile 10. maddesine yollama yapılmış olduğundan kredi kartı uyuşmazlıkları yönünden anılan yasanın 10. maddesindeki adi kefalete ilişkin hükmün 14.03.2003 tarihinden sonraki kredi kartı uyuşmazlıkları yönünden uygulanması gerekmektedir. Daha sonra 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun’un 24. maddesinde de; “Kredi kartı kullanımlarındaki kefalet, Borçlar Kanunu’nda belirtilen adi kefalet hükümlerine tabidir. Asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık kredi kartları ile ilgili ilk düzenlemenin yapıldığı ve adi kefalete ilişkin hükmün getirildiği 14.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 sayılı yasa ile 4077 sayılı yasaya konulan 10/A maddesi ve yollamada bulunduğu değişik 10. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra akdedilen sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı harcamalarından kaynaklanmış olduğundan mahkemece belirtilen yasa hükümleri tartışılıp gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.