Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/4665 E. 2011/15015 K. 30.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4665
KARAR NO : 2011/15015
KARAR TARİHİ : 30.11.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 23.09.2010

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu … Otomat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrıldığını ve bu durumun Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak tescil edildiğini, davalı bankaya şirket ortaklığından ayrıldığının bildirildiğini, ancak davalı bankanın kötü niyetli davranarak kredi sebebiyle dava dışı diğer ortaklar adına kayıtlı olan taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırdığını, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılması sebebiyle davalı bankanın ipoteği fekketmesinin basiretli tacir kavramına uymadığı gibi kefillere müracaat etmesinin haklı bir sebebe de dayanmadığını belirterek, müvekkilinin 19.03.2007 tarihinden itibaren davalı bankadan dava dışı … Otomat San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kullanılan kredilerden dolayı sorumlu olmadığının ve kefilliğinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, kredi sözleşmesine kefil olunması için şirket ortağı olunmasına gerek olmadığı gibi şirket ortaklığından ayrılmasının da kefaletin sona ermesi sonucunu doğurmayacağını, kefaletin kefilin tek taraflı irade beyanıyla ortadan kaldırılmasının mümkün bulunmadığını, davacı tarafça bankaya bu yönde gönderilen ihtara müvekkili bankaca onay verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 19.03.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı ve hisse devri ile şirket ortaklığından ayrıldığı, kararın 22.03.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davaya konu teşkil eden genel kredi sözleşmesinin ise 28.03.2007 tarihinde imzalandığı, dolayısıyla davacının şirket ortaklığından resmen ayrıldıktan sonra genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı, ayrıca taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde kefilin kefaletten kurtulma imkanı veren haklardan feragat ettiği, kefalet sözleşmesinin niteliği gereği iş bu kredi sözleşmesine kefil olması için şirket ortağı olması gerekmediği gibi, sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket ortağı olmamakla birlikte bir an için aksi düşünülse dahi şirket ortaklığından ayrılmasının kefalet ilişkisini de sona erdirmeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde kredi sözleşmesinin teminatı olarak … adına kayıtlı bir taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, daha sonra davalının ipoteği kaldırdığını, bu nedenle davacının kefalet sorumluluğunun kalmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece şirket ortaklığından ayrılmanın kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesi isabetli ise de davacının kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen ipoteğin çözülmesi nedeniyle sorumluluğunun kalmadığına ilişkin iddiası incelenmemiştir. Mahkemece BK.nun 500 madde hükmü gözetilip davacının anılan yöne ilişkin iddiası üzerinde durulup toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi