Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/5150 E. 2011/8154 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5150
KARAR NO : 2011/8154
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan olan alacağının tahsili için girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, % 40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, icra dosyası, taraf defterlerinin incelenmesi ile düzenlenen bilirkişi raporları, icra takibinde reeskont faizi istendiği halde 3095 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle reeskont faizinin yasal faize dönüştürülmüş olmasına göre, davalının icra takibine vaki itirazının 193.331.00.-TL.üzerinden ve asıl alacak tutarı olan 176.081.00.-TL.ye takip tarihinden itibaren % 30 oranını aşmamak kaydı ile yasal faiz uygulanacak şekilde iptaline, takibin devamına, likit bir borca itiraz edildiğinden hükmolunan tutarın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-3095 Sayılı Kanun’da 4489 Sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış, kanunun bu şekli 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında uygulanmış, bu dönemde yasal (kanuni) faiz ve ayrıca ticari olmayan işler için uygulanacak yasal temerrüt faizinin hesabında TCMB.nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı esas alınmıştır (md.1). Ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizinin hesabında ise ikinci maddenin ikinci fıkrasında yer aldığı şekilde taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece istenebilecek ticari temerrüt faiz oranı TCMB.nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olarak belirlenmiştir.
3095 Sayılı Kanun son halini 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 Sayılı Kanun ile almıştır. 5335 Sayılı Kanun’un getirdiği ve halen yürürlükte olan bu değişiklikle, 3095 Sayılı Kanun’un “Kanuni Faiz”başlıklı 1.maddesinde; Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yüzde on iki oranı üzerinden yapılır…”şeklini almış, “Temerrüt Faizi”başlıklı 2.madde de ise değişiklik yapılmamıştır. Bu değişiklik 3095 Sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenen yasal faize ilişkin olmakla birlikte, Kanun’un 2.maddesinin 1.fıkrasındaki açık yollama nedeniyle, ticari olmayan işlerde uygulanması gereken temerrüt faiz oranlarını da etkilemiştir. 2.maddenin 2.fıkrasında yer alan ticari işler için söz konusu olan yasal (akde dayanmayan) ticari temerrüt faizi oranlarına ilişkin düzenleme ise aynen varlığını korumuştur.
3095 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle yasal faiz ve ticari olmayan yasal temerrüt faizi yönünden hesap tarzı değiştirilerek yeni bir hesap tarzının belirlenmesi, böylece reeskont oranının madde metninden çıkarılması, onun varlığının tümüyle yok edildiği anlamına gelmemekte, dolayısıyla Kanun’un 1.maddesinde reeskont oranına yer verilmemesi, TCMB.nın reeskont işlemlerinde uygulanacak faiz oranını belirleme yetkisinin ortadan kalktığı sonucunu da doğurmamaktadır. Zira, TCMB anılan oranları belirleme yetkisini kendi kanunundan almaktadır.
Somut olaya dönüldüğünde, davacı yan 09.02.2006 günü giriştiği icra takibinde alacağa uygulanmasını istediği faizin nevini “reeskont faizi” olarak belirtmiştir. Taraflar tacir, uyuşmazlık ticari uyuşmazlık olmakla, davacı-alacaklı 3095 Sayılı Kanun’un 2/2.maddesine göre TCMB.nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faiz talep edebilecek iken çoğun içinde azın da olduğu kuralıyla bundan daha düşük orandaki reeskont faizini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece talep gibi “reeskont faizi” nevinden işleyecek faize karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yasal faize hükmolunması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.