YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5195
KARAR NO : 2011/14489
KARAR TARİHİ : 23.11.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 16/12/2010
No :2008/546-2010/577
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin boşandığı eşinin boşanmadan önce davalıdan borç para aldığını, müvekkiline ve eski kocasına tehditle senet imzalatılarak müvekkili hakkında icra takibinde bulunduğunu belirterek, söz konusu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, BK’nun 31. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bononun borç karşılığı verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … hakkında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 765 sayılı TCK’nın madde 308/2-4 hükmü uyarınca verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, ceza dosyasındaki deliller ile tanık anlatımlarından davacının çocuklarını İzmir’de oturan annesine gönderecek kadar ciddi tehditler sonucunda imzaladığı, davacının kefalet ve borçlanma iradesinin korkutma suretiyle temin edildiği, bu nedenle geçerli bir kefalet ve borçlanma iradesinin bulunmadığı belirtilerek davanın kabulüne, haksız ve kötüniyetli takip yapan davalının %40 tazminat ödemesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık zorla imzalatılan bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Davacı 24.04.2005 tarihinde düzenlenen mağdur ifade tutanağında zorla senet imzalatıldığı iddiası ile şikayette bulunmuş olup, BK’nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 18.07.2008 tarihinde dava açılmıştır. Bu durumda davacının şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkisinin geçmiş sayılması ve bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanması gerekirken, davacı hakkındaki mahkumiyet kararı esas alınmak suretiyle hak düşürücü sürenin geçmediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan davacı hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun madde 308/2-3 hükümlerine göre ihkak-ı hak (hakkını zor kullanarak alma) suçundan mahkumiyet kararı verilmiş olup, zorla senet imzalattırmak fiilinden dolayı verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmamaktadır. Bu durumda hükmün gerekçesinde anılan Asliye Ceza Mahkemesi kararının tehditle senet imzalatılmasının delili olarak kabulü suretiyle hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 825,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.