YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7412
KARAR NO : 2012/1566
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine dört adet bonoya dayalı olarak icra takibine geçtiğini, müvekkili kooperatifin ticari defter kayıtlarında bonolara dair kayıt bulunmadığını belirterek müvekkilinin takibe konu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin müdürü ve sahibi olan … … …’ın davacı kooperatifin eski başkanı ile ikili ilişkileri nedeniyle kooperatifin nakde sıkıştığı dönemde 30.000 TL borç para verdiğini ve karşılığında dava konusu bonoların alındığını, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafın icra takibine konu olan alacağının davacı kooperatif tarafından 20.05.2009 tarihinde düzenlenen 4 adet, toplam 30.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olduğu, bonoların bedelsizliğinin davacı tarafından ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının buna ilişkin yazılı delil sunamadığı, yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98..maddesinin göndermesiyle Kooperatifler hakkında da uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nun “Hükmü Şahısların Ehliyeti” başlıklı 137.maddesinde “Ticaret Şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar mahfuzdur.” Hükme yer almakta olup, bu hükümle ticaret ortaklıklarının medeni haklardan yararlanmaya ehliyeti düzenlenmiştir.
6762 sayılı Ticaret Kanunu’nda yer alan bu düzenleme ile ticaret ortaklıklarının yararlanma hakkı kanuni istisnalar saklı kalmak kaydıyla şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çerçevesi ile sınırlandırılmış ultravires olarak adlandırılan bu teoriye göre ortaklığın iştigal konusu dışında kalan işlerin ortaklığı bağlamayacağı ilkesi benimsenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 09.12.1998 tarih 1998/11-863 Esas 1998/895 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, kooperatifin böyle bir işlemle bağlı sayılabilmesi, ancak bu işleme açıkça icazet vermesi ile mümkün olacaktır.
1163 sayılı Yasa’nın 3.maddesi uyarınca bu ana sözleşmede tescil ve ilan edilmekle üçüncü kişilerin kooperatifin amacını ve konusunu bildiklerine ilişkin bir karine oluşur ve aksi üçüncü kişilerce iddia ve ispat edilmedikçe bu karine etkisini sürdürür.
1163 sayılı Kanun’un 59/1.hükmü karşısında temsile yetkili kişiler ancak kooperatif namına onun amacının gerektirdiği bütün hukuki işlemleri yapabileceklerinden kooperatifçe açıkça icazet verildiği anlamına gelecek bir işlem bulunmadığı durumda, kooperatif yöneticilerinin imzaladığı bonolar kooperatif yönünden bağlayıcı olmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; Dava konusu bonoların ihdas haneleri açık olan bonoların davalı kooperatifin aldığı borç karşılığında düzenlendiğini, davacı borçlu kooperatif vekili ise bonoların usulsüz düzenlendiğini ve karşılıksız olduğunu iddia etmektedir.
Bonolar kooperatifi temsile yetkili eski yöneticilere ait çift imzayı içermekte ise de temsile yetkili kişiler ancak kooperatif namına onun amacının gerektirdiği hukuki işlemleri yapabileceklerinden ana sözleşmenin incelenerek kooperatifin finans kuruluşları veya üçüncü şahıslardan borç alabileceğine ilişkin bir düzenleme ile birlikte yönetim kurulunca alınan bir kararın bulunup bulunmadığı irdelenerek kooperatif kayıtlarında bonolar karşılığında kooperatife herhangi bir para veya mal girişi olup olmadığı, bonoların varlığını ortaya koyacak bir kayıt elden borçlanmaya icazet anlamına gelecek bir işlemin bulunup bulunmadığı yönünden bilirkişiden rapor alınması gerekirken mahkemece, salt defter incelemesi yoluyla sonuca gidilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.