YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7472
KARAR NO : 2012/2210
KARAR TARİHİ : 15.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkili …’nün diğer müvekkili bulunan şirketin hissedarı olduğunu, dava dışı …ile davalılardan …’ın müvekkili H. … …’ye ölüm tehdidiyle 141.000 TL. tutarlı senet imzalattırdığını ve sonrasında da kefil kısmına sahte kaşe ve altına sahte imza ile diğer müvekkili şirketi borçlandırdığını, oysa müvekkilinin davalılarla bir alışverişi bulunmadığını buna rağmen kötü niyetli şekilde bononun ciro yoluyla diğer davalı …’a intikali sağlanarak bu davalı tarafından müvekkilleri aleyhine takibe konu edildiğini belirterek bono nedeniyle müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline ve % 40 oranında tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; takip alacaklısı bulunmayan müvekkiline bu davada husumet yönetilemeyeceği gibi davacı iddialarının da doğru olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … vekili; davacı iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli hamil bulunduğunu beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yargılama sürerken davalı … 17.9.2008 tarihli celsede imzalı beyanıyla takibe konu bonodan dolayı bir alacağı bulunmadığını ve davayı kabul ettiğini bildirmiş, sonrasında ise bu beyanını davacı tarafın baskı ve tehdidiyle verdiğini bildirerek geçersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece; davalı …’ın davayı kabul etmiş bulunduğu, kabulünden sonraki savunmaların dikkate alınamayacağı gibi kabul beyanının geçersizliğinin de kanıtlanamadığı, diğer davalının bir kabul beyanı yok ise de senedi ciro yoluyla devrettiği ve böylece bir alacağı kalmadığı gözetilerek davanın kabulüne, bono nedeniyle davacıların davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı …’ın alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli şekilde takip başlattığı gerekçesiyle asıl alacak 141.000 TL.’nin %40’ı oranında tazminatın bu davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılardan …’ın şikayeti üzerine davacılardan …’nün tehdit suçlamasıyla yargılandığı davada, Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/559 esas, 1062 karar sayılı ilamıyla davacının davalıyı ölümle tehdit ederek borçlu olmadığına dair kağıt imzalattığından bahisle hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece anılan bu kararın davayı kabul ettiğini bildiren davalı …’ın kabul beyanını etkilediği gözetilerek, mahkumiyet kararının kesinleşmesi beklenildikten sonra mahkumiyet kararının kabul beyanı üzerindeki etkisinin araştırılıp değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.