Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/7844 E. 2012/1310 K. 01.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7844
KARAR NO : 2012/1310
KARAR TARİHİ : 01.02.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hüküm ile hükmün tavzihi isteminin reddine yönelik 14.04.2011 tarihli ek kararı ve ek kararın temyiz isteminin reddine yönelik 18.04.2011 günlü ek kararın süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı asıl borçlu … İnş. Ltd. Şti. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde diğer davalı …’un müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığını, kullandırılan kredilerin geri ödemelerin aksaması sonucu hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kredi sözleşmelerinin matbu olarak düzenlendiğini, talep edilen yüksek faiz oranlarının hukukun genel ilkeleri ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe vaki itirazlarının 1600002 nolu hesap alacağı yönünden toplam 30.293,31 TL; 0300004 nolu hesap alacağı yönünden toplam 274.676,86 TL; 0800002 nolu hesap alacağı yönünden toplam 6.624,80 TL; 0800003 nolu hesap alacağı yönünden toplam 8.029,07 TL ve 4547700 nolu hesap alacağı yönünden ise toplam 20.898,65 TL üzerinden iptali ile takibinin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi asıl hüküm ile 14.04.2011 ve 18.04.2011 tarihli ek kararlara yöneliktir.
1-Davacı vekilinin asıl hüküm yönünden temyizinde, mahkeme hükmü davacı vekiline 21.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiş temyiz dilekçesi HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 28.04.2011 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verebileceği gibi 1.6.1990 son ve ¾ sayılı İBK üzerine Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden davacı vekilinin süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin ek kararlara ilişkin temyiz itirazları yönünden ise;
Hakkında hüküm kesinleşen davacı vekili, hükümdeki vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını belirterek tavzih isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, hükümdeki vekalet ücretinin tavzihle değiştirilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle 14.04.2011 tarihli ek kararla davacı vekilinin tavzih istemi reddedilmiş, davacı vekilince talebin reddine dair ek karar 18.04.2011 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz edilmiş, mahkemece aynı gün ek kararın kesin olduğu gerekçesiyle buna yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu kararlar tavzih talebinde bulunan davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl hüküm hakkındaki temyiz isteminin süreden reddine (2) no.lu bent uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddi yönündeki ek karara ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle ek kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 01.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.