YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8211
KARAR NO : 2011/10041
KARAR TARİHİ : 14.07.2011
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava 15 adet faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
Davalı vekili toplam cironun %2’si oranında ciro primi anlaşması yapıldığını, faturaların ödendiğni, Sağlık Bakanlığı tarafından fiyatlar indirilince stoktaki bir kısım ilaç bedelleri farkının kendilerine yansıtılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 3.683 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin bozma ilamında: “Mahkemece 20.02.2006 tarihinde bir bilirkişi raporu alınmış, buna yönelik itiraz üzerine 12.10.2006 tarihinde yeni bir bilirkişi raporu alınmıştır. Ancak ikinci bilirkişi raporu herhangi bir incelemeyi içermemektedir. Dosyanın incelenmesinde tarafların 27.12.2003 tarihinde toplam 45.569,35 YTL tutarında 9 adet bononun davalı tarafından davacı lehine keşide edildiği ve 2004 yılı içinde bunları makbuzlar karşılığında ödediği; diğer taraftan 29.04.2004 ile 01.06.2004 tarihleri arasında “cari hesaba mahsuben” kaydıyla 7 adet makbuz karşılığı toplam 21.369,75 YTL’nin davalı yanca davacıya ödendiği anlaşılmaktadır. Davacının takibe koyduğu faturalar 2003 yılının Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait iken, davalının makbuz karşılığı ve cari hesaba mahsuben aynı yılın Haziran ayına kadar ödemeler yaptığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı borç ve ödemelerin birlikte değerlendirilerek davadaki haklılık durumunun belirlenmesi gerekirken, yetersiz incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru değildir.” denilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamına göre iki ayrı heyetten rapor alınmıştır. Önceki bilirkişi raporuyla uyumlu hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda, davacının genel muhasebe ilkelerine göre tutulmayan ticari defterlerine göre 2004 yılı açılış bakiyesi ile davalının genel muhasebe ilkelerine göre tutulan ticari defterleri arasında 3.046 TL’lik bir fark bulunduğu ve bu farkın 2003 yılından geldiği belirtilmiştir. Öte yandan itirazın iptali davasına konu takibin dayanağı faturalar olup, alacağının varlığını usulüne uygun delillerle ispat yükü davacıya aittir. Davacının usulüne uygun tutulmayan defterlerindeki kayıtlar davacı lehine delil teşkil etmez ve hükme esas alınamaz. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik bu yöndeki ayrıntılı gerekçeleri içeren itirazları da karşılanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.7. 2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.