Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/8798 E. 2012/4877 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8798
KARAR NO : 2012/4877
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. … gelmiş, diğer davacılar tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde 15.06.2010 tarihli protokolün imzalandığını, protokolde müvekkilinin alacağının 640.099.00 TL. olarak belirlendiğini, alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokolün başlı başına borç doğuran bir anlaşma niteliğinde bulunmadığını müstakbel bir anlaşmanın zeminini oluşturduğunu, Bingöl İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin ikametgahının esas alınması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takibin dayanağı olan protokolün borç doğuran yeni bir ilişki olmadığı, taraflar arasında protokol tarihinden önce gerçekleşen ve hangi nedene dayalı olduğu açıklanmayan ilişkiden dolayı tahmini bir hesap içerdiği, icra dairesinin ve mahkemenin yetkisinin tespiti için özellikle, HUMK’nun 10. maddesinin uygulanabilirliği ve ifa yerinin tespiti için protokolün düzenlenmesine neden olan sözleşmenin bilinmesi gerektiği, davacı vekilinin bu yönde açıklamada bulunmadığı, HUMK 9. maddesi gereğince icra takibine girişilen icra dairesinin yetkili olmadığı, usulüne uygun yetkili icra dairesinde girişilmiş bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 10.maddesi hükmünce davaya sözleşmenin icra olunacağı yer mahmesinde de bakılabilir. Öte yandan, BK.’nun 73. maddesi uyarınca, hilafına bir şart mevcut olmadığı surette, borç bir miktar paradan ibaret ise tediye alacaklının verme zamanında mukim bulunduğu yerde vuku bulur.
Somut olayda, alacaklı davacı, dipçik yapımında kullanılan kereste satışından doğan ticari ilişki kapsamında düzenlenen 15.06.2010 tarihli protokol uyarınca alacağın tahsili amacıyla takibe geçmiş, davalı takibe itirazında, takibe dayanak belgenin imzası inkar edilmeyerek belgenin kesin hesap olmadığı, daha sonra tarafların göreceği hesapla kesinlik kazanacağını bildirmiştir. İddia ve savunmadan taraflar arasındaki 15.06.2010 tarihli protokole göre ticari ilişkinin sabit olduğu ve alacağın bir miktar para alacağına ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu borç bir miktar paradan ibaret olup anılan yasa hükümleri uyarınca davalının yetki itirazının reddine karar verilerek davanın esasının incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde takibin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.