Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/10210 E. 2012/17280 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10210
KARAR NO : 2012/17280
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, … toptan dağıtıcılık işini ihale ile alan dava dışı …’in davalı … ile 27.04.1995 tarihli sözleşme imzaladığını, işin yürütülmesi için …’den banka teminat mektupları alındığını, müvekkilinin … Emet Şubesince verilen teminat karşılığı nakdinin rehnedildiğini, mevduat hesabında 5.000 TL miktarlı bloke hesapta bulunup, sonradan davalı bankanın numarasını alan nakit karşılığı verilen risksiz teminat mektubuna kefil olduğunu, …’in işi 12.08.2003 tarihine kadar yürüttüğünü, bu tarihe kadar borçların … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/149-311 E.K.sayılı ilamı ile kesinleşerek tasfiye edildiğini, davalı …’in dava dışı … Emet Ltd. Şti. ile 12.08.2003 tarihinde yeni sözleşme düzenleyerek, bu sözleşme kapsamında bu şirkete mal verdiğini, bu şirketin borçlarını ödememesi üzerine, …’in 08.09.2003 tarihli talimatı ile, dava konusu teminat mektubu da dahil olmak üzere teminat mektuplarının paraya çevrildiğini, bu arada dava dışı …’in vefat ettiğini, diğer borçlularla birlikte müvekkili hakkında icra takibine girişildiğini, mallar üzerine hacizlerin uygulandığını ileri sürerek, davalı bankaya nakit olarak yatırılıp rehnedilen 781760 nolu 5000 TL miktarlı teminat mektubundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve %40 tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı … idaresi vekili, davada zamanaşımı gerçekleştiğini, davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme olmadığı için, davanın husumetten reddi gerektiği ve davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, davacının Genel Kredi Sözleşmesine istinaden müvekkili bankaya borçlu olduğunu, … lehine düzenlenen teminat mektubu ve kat ihtarına rağmen borcun ödenmediğini, davacı hakkında takibe giriştiklerini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece dosya kapsamı ve bilirkişi raporu gerekçe gösterilerek, davalı … A.Ş aleyhine açılan davanın husumet sebebiyle reddine, diğer davalı banka aleyhine açılan davanın kabulü ile takip konusu edilen 25.09.2000 tarihli 2000/20 sıra nolu 5.000 bedelli teminat mektubundan dolayı davacının bu davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu miktarın %40’ı oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Kararın gerekçe bölümünde, “Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı … A.Ş aleyhine açılan davanın husumet sebebiyle reddine, diğer davalı … aleyhine açılan davanın kabulü ile, … 14. İcra Müdürlüğü’ne 2004/12236 esas sayılı takip dosyasında takip konusu edilen 25.09.2000 tarih ve 2000/20 sıra nolu 5000 TL bedelli teminat mektubundan dolayı davacının bu davalıya borçlu olmadığının tespitine….” şeklinde denilmiştir. Kararın atıf yaptığı bilirkişi raporunda ise; “… Dosya kapsamı, mahkeme kararı ve inceleme raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı bankaya devrolunan … A.Ş tarafından düzenlenen ve tazmin olunan 25.09.2000 tarih ve 2000/20 nolu 5.000 TL’lik teminat mektubundan dolayı borçlu olmadığı, bu borçtan davalı …’in sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Ancak davalı banka dava konusu olayda iyi niyetli olduğundan ve teminat mektuplarının özelliği nedeniyle yazılı talep halinde aksine bir mahkeme kararı yoksa tazmin zorunluluğu bulunduğundan, davalı banka riskinin de (1) nolu davalı (…) tarafından karşılanması gerektiği düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirilmiş, ek raporda da tekrarlanmıştır.
Bilirkişi raporuna yapılan atıfla oluşturulan gerekçeden sonra, kararın hüküm bölümünde ise, davalı … A.Ş yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Açıklanan bu durumdan da anlaşılacağı üzere gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığından HMK 294 ve 297 maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.