Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/10677 E. 2012/15006 K. 15.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10677
KARAR NO : 2012/15006
KARAR TARİHİ : 15.10.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiş ancak 04.07.2011 tarihli ek kararla mahkemenin kararı kesin karar olmakla temyiz talebinin reddine karar verilmiş, bu kararda davalı vekilince temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine iki adet bonoya dayalı takip başlattığını, bonolardan bir tanesinde müvekkilinin adi ve imzası bulunamadığını, diğerinde ise müvekkiline atfen atılan ciro imzasının müvekkiline ait olmadığını belirterek, takibe konu bonolar nedeniyle müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe konu senetleri ciro yoluyla borçludan devraldığını, senetlerin imzalanmış olarak müvekkiline teslim edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre takibe konu 31.10.2006 vadeli senette davacı adına atılı bir imza bulunmadığı, 31.12.2006 vadeli senette ise davacı adına atılı imzanın davacının eli ürünü olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının aleyhine girişilen takipte borçlu olmadığının tespitine ve davalının %40 oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle 04.07.2011 tarihli ek kararla davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, işbu ek karar da davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Davalı, davacı aleyhine 1.000 TL ve 1.845 TL bedelli senetlere dayalı olarak toplam 3.001,28 TL üzerinden takibe geçmiş, davacı da takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş ve borca esas değeri de 3.001,28 TL göstermiştir. Hüküm verildiği 2011 yılı için HUMK’nun 427. maddesindeki kesinlik sınırı 1.540 TL olup davanın kabulüne dair verilen karar miktar itibariyle kesinlik sınırının üzerinde bulunduğundan temyiz kabiliyetini haizdir. Hal böyle olunca mahkemece verilen 04.07.2011 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
2) Davalı vekilinin 21.06.2011 tarihli karara yönelik temyizine gelince; Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 04.07.2011 tarihli ek kararın kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 21.06.2011 tarihli hükmün ONANMASINA aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.