YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11211
KARAR NO : 2012/16758
KARAR TARİHİ : 14.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin borçlu sıfatıyla icra takibine konu senetteki imzasının Finike İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2009/101 E. sayılı borca ve imzaya itiraz davasında müvekkilinin eli ürünü olduğuna dair bilirkişi tarafından rapor tanzim edildiğini, iş bu davanın müracaata kaldığını, senetteki borçlu imzasının müvekkiline ait olduğu kabul edilmemekle birlikte, senetteki imza müvekkiline ait olsa dahi, senedin diğer kısımlarının sonradan doldurulduğunu, senette malen kaydı bulunduğu halde müvekkili ile davalılar arasında senet tanzim tarihi itibariyle hiçbir alış veriş yapılmadığını, senedin mal karşılığı verilmediğinin davalı şirket defterleri incelendiğinde anlaşılacağını, senet altındaki imzanın müvekkiline ait olup olmadığının müvekkilinin imza örnekleri alınarak yeniden bilirkişi incelemesi ile saptanmasının talep edildiğini ileri sürerek dava konusu bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, 13.12.2011 tarihli duruşmada tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, davacının iddialarını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; davacının aynı hukuki sebebe dayalı olarak Finike İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/101 esas 2010/82 karar sayılı dosyası ile imza itirazında bulunması üzerine gerçekleştirilen incelemede, dava konusu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının lehdarı olduğu senetteki borçlu imzasının kendine ait olmadığını ileri sürerek aynı zamanda borca da itiraz etmiştir. Davalı davacının iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Somut olayda davacı tarafça senetteki borçlu imzasının davacıya ait olmadığı iddia edildiği halde, Mahkemece, Finike İcra Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile senetteki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, Finike İcra Hukuk Mahkemesi dar yetkilidir ve icra mahkemesince verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Geniş yetkili olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan menfi tespit davasında senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.