Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11239 E. 2012/16759 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11239
KARAR NO : 2012/16759
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalıya teslim edilen mal karşılığında düzenlenen fatura bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe konu fatura nedeniyle davacı şirketle ticari ilişkisinin bulunmadığını, fatura içeriği malı satın almadığını, müvekkilinin ticari defterlerinde böyle bir kayıt bulunmadığını, müvekkilinin isminin faturada belirtilen isimden farklı olduğunu, faturada teslim alan kısımda isim ve imzası bulunan …’ın müvekkilinin çalışanı olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile kötü niyet tazminatı verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; davacı vekilinin 30/12/2010 havale tarihli dosyaya sunduğu yemin metni ile davacı şirket yetkilisine takibe konu malları almadığı ve davacıya her hangi bir borcunun bulunmadığına dair yemin teklifinin davalı şirket yetkilisi tarafından duruşmada eda edildiği, kesin delil niteliğinde olması nedeniyle davalı şirket yetkilisinin yemini göz önüne alındığında davalının davacıya borcunun olmadığı, davacının da davalı aleyhine tüm dosya kapsamından kötü niyetle icra takibi yaptığına dair kanaat edinilmediğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, İİK’nın 67. maddesine göre davalıya teslim edilen mal karşılığı düzenlenen fatura bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan satılan ve teslim edilen mal bedelinin ödenmediğini iddia ederken davalı taraf kendilerine herhangi bir mal teslim edilmediğini savunmuştur. Davacı iddiasını, bir başka deyişle, teslimi ispatlamak için 13.11.2007 tarihli sevk irsaliyesi suretini ibraz etmiştir. Anılan irsaliyede teslim alan olarak …” isim ve imzası bulunmaktadır. Davalı vekili 17.11.2011 tarihli celsede söz konusu sevk irsaliyesinde ismi ve imzası bulunan …’ın çalışanı olmadığını, ancak taşeron olarak önceden çalışmış olabileceğini beyan etmiş, bunun üzerine davacı vekili bu şahsın tanık olarak dinlenmesini istemiştir. Mahkemece öncelikle sevk irsaliyesinde adı-soyadı ve imzası bulunan bu şahıs celp edilip imzası kendisine gösterilerek malı davalı adına alıp olmadığı hususuna açıklık kazandırılmalıdır. Şayet bu yön açıklık kazanmazsa, kat’i ve son delil olan yemin deliline de dayanıldığı gözetilerek HMK’nın 232/2. maddesi gereği davalı şirketin yetkilisine yemin eda ettirildikten sonra bir sonuca varılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.