YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12443
KARAR NO : 2012/17821
KARAR TARİHİ : 27.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin oğlu olan davadışı … arasında 24.05.2010 tarihli bir protokol imzalandığını, buna göre davalının Ankara’ da AYPOP patlamış mısırın dağıtım hakkını aylık 250 paket dağıtım yapmak kaydıyla müvekkilinin oğluna devrettiğini, müvekkilinin de protokolde kefil olduğunu ve devir işleminin karşılığı olarak 24.05.2010 tanzim tarihli 1.500’er TL’den toplam 7.500-TL miktarlı bonoları davalıya verdiğini, aynı gün davalının dükkanında bulunan post cihazından oğlu için 2.000-TL miktarlı nakit çekimi yaptığını, ancak davadışı Aypop patlamış mısır firmasının malı az miktarda göndermesi nedeniyle protokolde kararlaştırılan satış trajına ulaşılamadığını ve bu nedenle verilen senetlerin bedelsiz kaldığını, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davalının müvekkili aleyhine Ankara 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2010/10799, Ankara 11. İcra Müdürlüğü’ nün 2010/16541 ve Ankara 4. İcra Müdürlüğü’ nün 2011/2193 E. sayılı takip dosyalarından bonolara dayalı alacak iddiasıyla icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin davalıya borcunun olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin bahse konu takiplerdeki bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine takip miktarının %40′ ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu yapılan takiplerin tamamının davacının oğlu olan …’ in para alarak borçlanması neticesinde verilen senetlerden kaynaklandığını, davacının da oğluna kefil olarak senetleri imzaladığını, senetlerde bedelinin nakten ahzolunduğunun yazılı olduğunu, aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, yine pos cihazından 2.000-TL’ lik ödeme iddiasının da doğru olmadığını, müvekkilinin bahse konu protokolün gereğini yerine getirerek sözkonusu ürünün dağıtımını ve satışını yapmadığını, ancak davalının oğlunun üçüncü şahıs konumundaki üretici firmanın kendisine yeterli mal vermediğinden bahisle taahhüt ettiği miktarda ürünü satamadığını, bu durumun muhatabı olmayan müvekkiline haksız olarak işbu davayı açtığını, oysaki icra dosyasında süre isteyerek borcunu ödeyeceğini beyan etmiş olduğunu belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %40′ tan aşağı olmayacak şekilde kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının borçlu olmadığına dair senetlere karşı yazılı bir belge sunamadığı, bahsi geçen bayilik işlemi ile bu senetler arasındaki illiyeti ispat edemediği ve davalının kendisine teklif edilen yemini de eda etmiş olduğu belirtilerek, davanın reddine ve icra takibi konusu alacağın %15′ i oranındaki tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, İİK 72/4. madde uyarınca kötüniyet tazminatının en az %40 olması gerekirken %15 tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.