YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14700
KARAR NO : 2013/3664
KARAR TARİHİ : 27.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin şirket çalışanı olan …’a banka işlemlerinde kullanılmak üzere kısmen yazılı, kısmen de boş kağıda imzalı belge bıraktığını, …’ın bu belgeyi kambiyo vasfı taşıyacak şekilde … adına senet düzenlediğini, davalı … ile organize bir şekilde hareket ettiklerini, sahte senede dayalı olarak takip başlatıldığını belirterek takip nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davacılar vekili; sahte olarak düzenlenen senede dayalı yapılan işlemler sonucu müvekkillerinin kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek müvekkilleri … ve … için ayrı ayrı 5.000 TL., … ve … için ayrı ayrı 2.500 TL., şirket için 15.000 TL.olmak üzere toplam 30.000 TL.manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, takibin haklı olduğunu bildirerek davaların reddini istemiştir.
Davalı …, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda bononun başka bir amaçla tanzim edilmiş ve imzalanmış bir belgeden tahrifen üretildiğinin belirtildiği, davalıların resmi evrakta sahtecilik yaptıkları, ayrıca …’ın kendisine başka amaçla verilen açığa imzayı taşıyan belgeden tahrifen sahte olarak düzenlenen ve oluşturulan senedi icraya koymak suretiyle kamu kurumunu vasıta kılarak dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olup ceza aldıkları, davacının ceza davasına ve icra takibine konu bonoyla ilgili olarak davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacıların sahte olarak oluşturulan bonoya dayalı icra takibindeki hacizlerin haksız ve kötüniyetli olduğu, manevi tazminat şartlarının davacılar …, … ve şirket yönünden oluştuğu, davacılar … ve …’in evlerinde yapılan haciz sırasında şahsi eşyalarının haczedilmesine dayalı olarak ayrıca manevi tazminat talep edemeyecekleri gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, takip nedeniyle davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibe konu senedin sahteliği nedeniyle alacaklı takipte haksız ve kötüniyetli olduğundan asıl alacağın % 40’ı oranında haksız takip tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, davacı
… için 5.000 TL., … için 5.000 TL., şirket için 5.000 TL.olmak üzere toplam 15.000 TL.manevi tazminatın şirket yönünden 17.03.2009, diğer davacılar yönünden 16.03.2009 haciz tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla taleplerin ve diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılar hakkında dava konusu olay nedeniyle resmi evrakta sahtecilik ve düzenlenen sahte senedi icraya koyarak kamu kurumunu vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından, davacının katılan olarak yer aldığı İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/474 esas, 2011/329 karar sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık olan davalıların dolandırıcılık suçu nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına, resmi evrakta sahtecilik suçundan ise haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği, mahkumiyete dair kararın ise temyiz edildiği ve henüz kesinleşmediği dosya kapsamı ile sabittir.
B.K.’ nun 53.maddesi uyarınca ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında tespit ettiği maddi olgu hukuk hakimini bağlar ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ceza mahkemesi kararlarının böyle bir etkiye sahip olmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01/02/2012 tarih, 2011/19-639 esas ve 2012/30 sayılı kararında belirtilmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, davalılar hakkında dolandırıcılık suçu nedeniyle açılan ceza davasında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken, kesinleşmeyen ceza dosyasındaki bilirkişi raporu hükme esas alınarak yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.