YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15364
KARAR NO : 2013/13908
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında otel kira sözleşmesi imzalandığını, kira kontratının davalı tarafından düzenlendiğini, bu arada davalının ve dava dışı …’in toplam 3.290,000 TL olmak üzere müvekkili aleyhine kambiyo senetlerini tanzim ettiğini veya ettirdiklerini sahte senetlerin müvekkili aleyhine icra takibine konulduğunu, bu takiplerdeki adresinde davadışı …’in adresi olarak gösterildiğini, davalının ayrıca üç adet toplam 2.500,000 TL’lik çek keşide ettiğini çeklerde müvekkilinin lehdar olarak gösterilerek sahte ciro ile çek bedelinin bankadan tahsili için anılan şahsa sahte taahhütname ile yetki verdiğini, müvekkilinin 73 yaşında olduğunu, davalı ile bu şekilde ticari ilişkisinin olamayacağını, hiç kimsenin aynı kişiye aynı gün ödemeli beş adet kambiyo senedi keşide ederek 3.290,000 TL bedelli borç senedi veremeyeceğini belirterek takibe konu senetlerin iptaline, borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin lehtar olarak gösterildiği çeklerin iptaline 25.11.2005 tarihli taahhütnamenin iptaline, 01.06.2005 tarihli kira kontratının iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kira sözleşmelerine ilişkin iddia ve taleplerin muhatabının otelin kiracısı … Turizm Ltd. Şti. olduğunu, husumetin anılan şirkete yöneltilmesi gerektiğini davacının nakdi borcu nedeniyle toplam beş adet bono verdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, çekler yönünden davacının lehtar olduğu, davalının keşidecisi olduğu çeklere dayalı davacının dava açmasının mümkün olmadığı hukuki yarar yokluğundan reddine, karar verilmiş, bedelsizlik iddiası yönünden ise, kanıt yükünün davacıda olduğu ancak ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediğinin incelenmesi gerektiği, davalının 24.05.2010 tarihli oturumda; çek bedellerinin davacıya ödendiğini, bono bedeli olarak verdiği paranın bu şekilde ödendiği ve paranın davadışı …’e verildiği beyanı karşısında davalı ile … aleyhine “Bankacılık Kanuna” aykırılıktan dava açıldığı, üç adet çekle ilgili fiktif işlem yapıldığı, çeklerin banka hesabına yatırılarak ödenmediği davacı çek bedellerini …’e anılan kişinin de davacıya verildiği savunması karşısında bankada ise bir ödeme yapılmayıp işlemin fiktif olduğu, davalının duruşmadaki beyanı ile davacının lehtarı olduğu çekleri verdiği sırada 3.290,000 TL ödediğini kabul ettiği, davalının bu beyanı karışsında ispat külfetinin yer değiştirdiği, davacıya ödeme yapıldığına dair belge bulunmadığı, dava konusu taahhütnamenin ise düzenleniş şeklinin giriş kısmı ile de başka bir amaçla düzenlenmek istendiği şüphesini doğurduğu, bankadan tahsilat yapılmadığına göre taahhütname ile borçlu olunduğunun kabul edilemeyeceği, bedelsizlik iddiasının kanıtlandığı, bonolar yönünden bedelsizlik iddiasının kabulüne, sahtecilik iddiasının ve tazminat isteminin reddine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı yan iş bu menfi tespit davasında Antalya 5. İcra Müdürlüğünün 2005/15223 – 2005/15224 Esas sayılı dosyalarında takibe konu edilen bonolardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını bir başka deyişle sahtecilik iddiasına dayandığı gibi davalının anılan bonolardaki bedel kadar borç verme olanağı bulunmadığını bildirerek bedelsizlik iddiasına da dayanmıştır.
İİK 72. maddesinin hükmü gereği açılan menfi tespit davasında birbiri ile çelişmemek kaydıyla birden fazla nedene dayanılabilir.
Davacı yan sahtecilik (imza inkarı) iddiası bakımından dosya içerisinde mahkemece alınan rapor ile Kemer Cumhuriyet Savcılığınca alınan bilirkişi raporları arasında farklılık bulunmaktadır.
Hal böyle olunca; davacı yanın imza inkarı yönünden mahkemece raporlar arasındaki çelişkiyi giderici Adli Tıp Kurumundan veya Güzel Sanatlar Fakültesinden oluşacak bilirkişi kurullarından rapor alınıp bu istem hakkında karar verilmesi gerekirken bu yönün gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı yanın bedelsizlik iddiasına gelince takip konusu bonolar nakden kaydını içermektedir. Bu kayıt karşısında ispat külfeti bedelsizlik iddiasında bulunan davacı yandadır. Nitekim davacı bu iddiasının ispatı yönünden davalının bono bedeli olarak yapılan ödemenin bankada yapılan fiktif işlem olduğu, banka ilgilileri ve davalı hakkında ceza davası açıldığını iddia etmiştir. Öyleyse davacının bu iddiasını kanıtlaması yönünden bir karar verilebilmesi için öncelikle açılmış olan ceza davasının sonuçları beklenerek gerektiğinde banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması için de hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraf vekilleri yararına takdir olunan 990,00’ar TL duruşma vekalet ücretinin yek diğerinden alınarak bir diğerine verilmesine bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.