YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18251
KARAR NO : 2013/3750
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili aleyhine Kızıltepe İcra Müdürlüğü’nün 2010/2831 E. sayılı dosyası ile yapılan takibin dayanak belgesi ortaklar sözleşmesi altında müvekkilinin imzası bulunmadığını, doğum tarihi ve baba adı bilgilerinin de müvekkiline ait olmadığını belirterek Kızıltepe İcra Müdürlüğü’nün 2010/2831 E. sayılı takibinden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve müvekkili lehine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip dosyasında tebligat zarfı üzerinde baba adının yazılmaması nedeniyle sehven tebligatın iş bu dosyanın davacısına yapıldığını, davacının müvekkillerine borçlu olmadığını, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi için 27/09/2011 tarihinde icra müdürlüğüne başvurduklarını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre Kızıltepe İcra Müdürlüğünün 2010/2831 Esas sayılı takip dosyasında borçlunun kimlik bilgileri tebligatta yer almadığı için ödeme emrinin yanlış şahsa yapıldığı ve alacaklı vekilinin yanlış şahsa ödeme emri çıkartıldığından bahisle düzeltme talebinde bulunduğu, davalı vekilinin bu hususları duruşmada da beyan ettiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından reddine, davacı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından hesaplanacak yargılama , harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK m. 297/2 hükmüne göre, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Mahkemece kısa kararda “Davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından hesaplanacak yargılama , harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” denilmiş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise “Davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından hesaplanacak yargılama , harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Peşin alınan 191,37 TL harçtan 21,15 TL red harcının mahsubu ile bakiye kalan 170,22 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 1.547,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine” denilmiştir. Bu durum yukarıda belirtilen HMK m.297/2 hükmüne aykırılık teşkil ettiği gibi kısa karar ile gerekçeli karar arasında da çelişki doğurmuş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.02.2013 gününde oybirlğiyle karar verildi.