YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2163
KARAR NO : 2012/14509
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali karşı dava alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı – karşı davalı vekilince duruşmalı ve davalı – karşı davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı – karşı davalı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı taraf arasında yapılan sözleşme uyarınca pos cihazı ile yapılan işlemlerden doğan alacakların müvekkilinin davalı nezdindeki hesabına aktarıldığını müvekkilinin kredi kartı ile yapılan işlemden dolayı iki adet fatura düzenlendiğini, yapılan işlemlerin davalı banka tarafından onaylandığını, komisyon oranı düşüldükten sonra müvekkilinin hesabına 74.108.00 TL alacak kaydedildiğini, bu alacağın 40.000.00 TL’sinin kullanıldığını, kalan 34.108.00 TL’nin davalı bankaca ödenmediğini, kullanılan kredi kartlarının sahte olması nedeni ile zarara uğradığını, sözkonusu alacağın da bu zarara karşılık mahsup edildiğinin belirtildiğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalı bankanın itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin davamına ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili asıl davada; davacı üye işlerinin pos cihazında sahte yurtdışı kartı ile 16 adet slip bölmesi yapılarak 76.400.00 TL işlem yaptığını, yurtdışı bankanın gönderdiği mesajda işyerine ödeme yapılmamasını talep ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Karşı davada ise; karşı davalı üye işyerinin sahte kredi kartı kullanımına izin verdiğini, slip bölme işlemi ile sözleşmeyi ihlal ettiğini belirterek bankanın uğradığı 44.541.00 TL zararın işlem tarihinden itibaren TC Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda; davacı üye işyerinde 20.08.2004 tarihinde yapılan harcamanın 16 adet slip bölünmesi suretiyle toplam 76,400 TL tutarında alış yapıldığı, sözleşmede slip bölünmesinin yasaklandığı, davacının kusurlu olduğu, davalı bankanın sisteminin de limit üstü işlem yapılmasına müsaade etmesi nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu, tarafların %50 kusurlu bulunduğu, her birinin sorumluluğunun 38.200.00 TL olup, davalı bankanın 34.359,76 TL’ye bloke koyması nedeniyle 3.840,24 TL alacaklı olduğu, dava tarihi itibariyle yürütülen faiz üzerinden davalı – karşı davacının 4.923,54 TL alacaklı olduğu, davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karşı davanın kısmen kabulü ile 4.923,54 TL’nin davacı – karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, pos cihazından geçirilmek suretiyle kredi kartı ile yapılan satış işlemlerinden doğan alacağın, karşılık davada ise bankanın uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporları uyarınca kullanılan kredi kartı ile slip bölme işlemi yapılarak üye işyeri sözleşmesine aykırı davranıldığı bankanın da limit üstü işlem yapılmasına müsaade etmesi nedeniyle her iki tarafında %50 kusurlu olduğundan bahisle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı banka tarafından davacıya yönelik olarak düzenlenen 24.08.2004 ve 19.04.2005 tarihli ihtarnamelerle firmaca yapılan işlemlerin usulsüz ve sahte kredi kartı ile işlemler gerçekleştirmiş olduğundan bahisle 44.541 TL’nin tahsili istenmiş, yargılama sırasında ise, davaya konu satış işlemlerinde kullanılan kredi kartı ile slip bölme işlemi yapılarak sözleşmeye aykırı davranıldığını bankanın zararına sebebiyet verdiğini bildirmiştir. Ancak, dosyaya savunmasını ispatlayıcı deliller sunmadığı gibi davalı – karşı davacı bankaya kart sahibi banka tarafından uluslararası chargeback süreleri olan 120 veya 180 gün içinde chargeback işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği de banka kayıtlarına dayalı olarak belirlenmemiştir. O halde mahkemece davaya konu satış işlemleri sırasında kullanılan kredi kartının sahte olduğuna ilişkin delillerin sunulması, yabancı banka tarafından yapılan satış işlemi ile ilgili olarak davalı – karşı davacı bankaya ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa bunun geri istenip istenmediği (chargeback talebi), hususları araştırılarak sonucuna göre davacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gibi yapılacak incelemeler sonucu işlemlerin sahte kart ile yapıldığının ve bu nedenle davalı bankaya işlem tutarlarının ödenmediği belirlenirse bu durumda da davalı – karşı davacı bankanın satış işleminde kullanılan kredi kartının çalıntı ve sahte olduğunu belirleyecek ya da bu konuda üye işyerini uyaracak teknik donanıma sahip bulunup bulunmadığı, bu tür sahte veya çalınmış kartları tanıyacak bir sistemin mümkün olup olmadığı yönleri üzerinde durulup, bu konuda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle davalı – karşı davacı bankanın oluşan zararda kusurlu olup olmadığının ve kusur oranının belirlenmesi gerekirken anılan yönler üzerinde durulmadan eksik ve yetersiz inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı – karşı davalı yararına takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.