Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3026 E. 2012/7031 K. 26.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3026
KARAR NO : 2012/7031
KARAR TARİHİ : 26.04.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, boş olarak verilen senedin sonradan ve kötü niyetle doldurulduğu ve zamanaşımına uğradığı iddialarına dayalı menfi tespit davasıdır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra yapılan yargılama sonunda; Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan müştekinin, eşinin ve kardeşinin tanıklığına dayanılarak, çelişkili beyanlar giderilmeden sanığın neticeten 1.500.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair kesin karar verildiği halde, hukuk mahkemelerinde ispat koşullarının sıkı şekil şartlarına bağlı olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucu aksi kanaate varıldığından ceza mahkemesinin kararının nazara alınmadığı, davacının söz konusu senedi anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında;” B.K ‘nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin mahkumiyet kararlarında saptadığı olgular, hukuk hakimince göz önüne alınmalıdır. Davalı hakkında açığa imzanın kötüye kullanıldığı konusunda açılan dava mahkumiyetle sonuçlandığından anılan yasal düzenlemenin karar yerinde tartışılmaması bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen hükümlülük kararlarındaki fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını belirleyen maddi olaylar konusundaki kabulü hukuk hakimini de bağlayacağı hem bilimsel düşüncelerde, hem de kökleşmiş yargı kararları ile benimsenmiş bulunmaktadır. Somut olayda da, dava konusu davacının açığa imzalı (boş) olarak düzenlediği bononun davalı tarafından doldurulup, davacı aleyhine icra takibine konu edildiği, bu suretle davalının açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu işlediği kabul edilerek ceza mahkemesince davalının cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Ceza mahkemesi ilamında kabul edilen bu olgu, yani bononun boş olduğu halde davalı yanca haksız olarak doldurulduğu vakıası yukarıdaki yasa hükmü uyarınca hukuk hakimini de bağlayacaktır. Ortada bu şekilde kesinleşmiş bir ceza ilamı mevcutken mahkemece dava konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.