Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/3652 E. 2012/13421 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3652
KARAR NO : 2012/13421
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılardan … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacılar vekili, davalının müvekkilleri aleyhine kredi sözleşmesine dayalı takip başlattığını, takibe konu sözleşmede edimler arasında aşırı dengesizlik bulunduğunu ve sözleşmenin önceden hazırlanan genel işlem şartı mahiyetinde olduğunu, davalının 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında KHK düzenlemesinin aksine Hazine Müsteşarlığının yasal izni ve onayı olmaksızın faaliyette bulunduğunu, müvekkillerinin davalıya 30.867 TL ödediklerini, ancak davalının bu ödemeleri icra dosyasına bildirmediğini, sözleşmenin irade serbestisi ve kamu düzeni açısından gerekli unsurlardan yoksun olup davalının gerekli yasal izinleri bulunmadığından sözleşme yapmaya ehil olmadığını belirterek sözleşmenin iptalini, aksi durumda sözleşmeye müdahale edilerek faiz ve gecikme faizinin makul seviyeye indirilmesini, buna bağlı olarak yeni oran üzerinden yapılacak hesap sonucu müvekkillerin borçsuz olduğunun tespiti ve varsa fazla ödedikleri bedelin istirdadına, bu talepleri kabul görmediği takdirde davalı tarafça kötüniyetli olarak takip dosyasına bildirilmeyen tutarların hesap edilerek belirlenecek miktar kadar borçsuz olduklarının ve varsa fazla ödemelerin istirdadına ve %40 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dosya borcunun henüz kapanmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirket müdürü…ın şirketi temsile yetkili olduğunun imza sirküleri ve vekaletnameden anlaşıldığından davalının sözleşme ehliyeti olmadığına dair iddianın yerinde olmadığı, “sözleşmeye müdahale edilerek faiz ve gecikme faizinin makul seviyeye indirilmesi, belirlenecek yeni oran üzerinden yapılacak hesap sonucu davacıların borçsuzluğunun tespiti ve varsa fazla ödenen miktarın istirdadı” şeklindeki talebin tespit mahiyetinde olup eda hükmünü içeren dava olarak nitelendirilemeyeceği, bu şekildeki talebin usule uygun olmadığı, ödemeye rağmen icra dosyasına bildirilmediği iddia edilen borç tutarının davacılarca usulüne uygun olarak ispatı gerektiği, bu nedenle davanın usule uygun olmadığı, davacılardan …’ın 07.03.2011 tarihli dilekçeyle davadan feragat ettiği ve bu feragatın da geçerli olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılardan … vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı ile imzalanan sözleşmenin kendilerine verilmediğini, davalının yasal izin ve onay almadan kredi verdiğini, faiz ve gecikme faizi oranlarının makul olmadığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitine ve fazla ödenen bedelin istirdadına karar verilmesini istemişlerdir. Davacıların bu talebi menfi tespit istemi niteliğinde olup mahkemece hükmü temyiz eden davacı kefil yönünden işin esasına girilerek ve 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 7. maddesi hükmünün olayda uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı … yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.