YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4674
KARAR NO : 2012/8977
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. … gelmiş, davacılar tarafından kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilleri aleyhine çeke dayalı takibe giriştiğini, takibe konu çekte müvekkili …’nun ne cirosunun ne de imzasının bulunmadığını, …’nun ise sadece cirosunun bulunduğunu, kambiyo senedi arkasındaki ilk cironun lehdara ait olmadığını ciro zincirinde kopukluk olduğunu, bu nedenle sadece keşideciye karşı takip yapılabileceğini belirterek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların keşideci şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, davacı …’nun ise borçlu şirkete aval vermiş olması nedeni ile aleyhlerine icra takibine girişildiğini bildirerek davanın reddine %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı …’nun keşideci şirket yetkilisi olarak şahsen sorumlu tutulamayacağı anılan davacı yönünden davanın kabulüne, %40 tazminatın davalıdan tahsiline, davacı … yönünden ise, anılan davacının çekte ciranta değil aval veren konumunda olduğu bu haliyle çekte ciro zincirinden bahsedilemeyeceği gibi kopuk olduğunun da ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, %40 tazminatın davacı …’ndan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacı …’nun herhangi bir sıfatının ve cirosunun olmadığının gözetilerek, hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 28.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.