YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/527
KARAR NO : 2012/6903
KARAR TARİHİ : 25.04.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 24.03.2008 tarihinde müvekkili şirketin ürettiği ürünlerin davalı şirket tarafından satımı konusunda imzalanan satın alma sözleşmesinin 23.12.2008 tarihinde keşide edilen ihtarname ile feshedildiğini, söz konusu sözleşme kapsamında satılan mal bedellerine ilişkin cari hesap bakiyesini ödememesi üzerine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itiraz ile takibin durduğunu, ancak davalının takip tarihinden sonra müvekkili şirketin hesabına 1.553,77 TL.’lik havale yaptığını ileri sürerek davalının itirazının bakiye 2.693,75 TL. borç üzerinden iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan 24.03.2008 tarihli ve 1 yıl süreli satın alma sözleşmesinin 4.maddesinde; “..Ticari cari hesap ilişkisi içinde çalışacak olan tarafların, her 3 ayda bir hesap mutabakatı yapacakları, mutabakatın yapılmaması halinde … A.Ş.’nin ticari defter ve kayıtlarının kesinlik kazanacağının” kararlaştırıldığını, taraflar arasında yapılmış herhangi bir hesap mutabakatı olmadığından müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının kesinlik arz ettiğini, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılacak incelemede davacıya herhangi bir borcu olmadığının tespit edileceğini beyan ederek davanın reddini ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin, usulüne uygun tutulduğu tespit edilen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 1.966,99 TL. alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazının 1.966,72 TL. asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %16 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, davacı lehine %40 icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İcra takibinden sonra davadan önce, davalının 05.10.2010 tarihinde ödemede bulunduğunda taraflar arasında çekişme yoktur. Bu durumda mahkemece bu ödeme gözetilerek davacının dava tarihi ile talep edebileceği alacak miktarı bulunmalı ve icra inkar tazminatına ve yargılama giderlerine de davacının dava tarihi ile talep edebileceği alacak tutarı üzerinden hükmolunmak gerekirken (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.06.2005 tarihli ve 2005/19-270 E.-265 K. Sayılı kararı) yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durum bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.04.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Genel hükümlere göre açılan davalarda kural olarak haklılık durumu dava tarihine göre belirlenir. İtirazın iptali davasının amacı itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle davada haklılık durumu takip tarihi itibariyle belirlenmelidir (HGK 16.10.1996,19-601/711). İtirazın iptali davasında takipten önce, takipten sonra ancak ödeme emrine itiraz süresi bitmeden yapılan ödemeler gözetilir. Ancak ödeme emrine itiraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ödemeler ise dikkate alınmaz. Bu tür ödemeler kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınıp borçtan mahsup edilmelidir. Aksi halde ödeme tarihleri itibariyle takip konusu alacağa faiz yürütülüp, ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinden sonra kalan alacak saptanarak hüküm kurulmalıdır. Bu şekilde yapılacak işlem sonucu bulunan meblağ üzerinden hüküm kurulması infazda tereddüt yaratır. Davacının davadan önce yapılan ödemeler yönünden tüm borç ödenip, infaz edilmediği sürece hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde olup, hükmün onanması gerekir. Sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılamıyorum.