YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5407
KARAR NO : 2012/11670
KARAR TARİHİ : 12.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile dava dışı şirket arasında 10.12.2004 tarihinde akdedilen 100.000 Türk Lirası ( 0.10YTL) tutarlı sözleşmenin kefili ve bu kefaleti ile asıl borçlunun borcuna 40.000.000.000 TL (40.000,00 YTL) tutarlı teminat ipoteği veren olduğunu, bankanın borcun ödenmemesi üzerine aleyhe ayrı ayrı olmak üzere kefalet nedeniyle genel haciz yolu ile ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takiplerine başladığını, takiplerin itirazsız kesinleştiğini davacının fazla tutarda takip yaptığını belirterek, sözleşeme tutarı ve icra takipleri dikkate alınarak davalıya 99.999,90 TL borçlu olunmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı yanca dava dışı şirketin bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere banka lehine taşınmazına 40.000,00 YTL tutarında teminat ipoteği tesis ettiği gibi dava dışı şirketle 15.06.2000 tarihinde imzalanan 50.000,00 YTL tutarlı genel kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, genel haciz yolu ile girişilen icra takibindeki tutarın sehven yazıldığını, kat ihtarına rağmen borç ödenmeyince takiplere başlandığını bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, genel kredi sözleşmeleri ile teminat ipoteği kapsamına göre davacının kefaletinin teminatı olarak ipotek vermediği, davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi ve kefalet nedeniyle ayrı ayrı takip yapabileceği, 50.000,00 TL tutarlı kefalet sorumluluğu ile 40.000,00 TL miktarındaki ipotek sorumluluğunun birbirinden ayrı olup, mahsubunun mümkün olmadığı, 2009/962 nolu icra takip dosyasına konu ipotek borcunun haricen ödenmesi ile sona erdiği, 50.000,00 TL kefalet sorumluluğunun ise devam ettiği, bu borcun tamamen ödenmediği, yargılama sırasında davacı hesabından tahsil edilen tutar için davanın istirdada dönüşeceği gerekçeleri ile davalının davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile giriştiği icra takip doyası (2009/962 nolu) yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının tazminat isteminin reddine, davacının sözleşmedeki kefaleti dayanak yapılarak aleyhine girişilen genel haciz yolu ile takip dosyası (2009/961) ile ilgili olarak davanın kısmen kabulüne, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle 60.986,43 TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında kefalete istinaden tahsil edilen 2.690,92 TL’nin davalıdan istirdadına, kefalet limitini aşan 63.677,35 TL’nin %40’ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının, dava dışı Hünkar Besicilik ve Gıda İşletme Tic.Ltd.Şti.’nin davalı bankadan kullandığı doğmuş ve doğacak kredi borçlarının teminatı olarak taşınmazlarını ipotek ettiği 15.08.2000 tarih 1765 yevmiye nolu ipotek akdi düzenlenmiş olduğu, keza yine davacının dava dışı şirketin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarını aynı zamanda kendisinin asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık taşınmazlarını davalı banka lehine 15.06.2000 tarih ve 1266 yevmiye nolu ipotek resmi senedinin düzenlenmiş olduğu, davalı bankanın davacı aleyhine Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2009/961 nolu dosyasıyla genel haciz yoluyla, aynı İcra Müdürlüğünün 2009/962 nolu dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığı, davacının imzalanmış olan genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen icra takibine 40.000,00 TL ödendiği hususları dosya içeriği ile sabittir.
Yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacının davalı bankaya asaleten ve kefaleten takip tarihleri itibariyle ne miktar borçlu olduğu saptanıp, ipotekli takip nedeniyle yapılan ödeme mahsup edildikten sonra ipoteği aşan kısım için borçları nedeniyle davacı aleyhine davalı bankanın takip yapabileceği gözetilip, bu yönde konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp, varılacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve hesaplamayı içermeyen aynı zamanda Yargıtay denetimine imkan vermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmadığı gibi yargılama aşamasında borca mahsuben davalı bankanın hesaptan tahsil ettiği miktarın alacak ile borç tutarları belirlenmeden istirdadına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.