YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5882
KARAR NO : 2012/17699
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki cezai şart, işletme sermayesinin iadesi (alacak) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı arasında 24.05.2007 tarihli ve 5 yıl süreli satış sözleşmesi imzalandığını, davalının bir süre işyerini çalıştırdığını ancak bir süre sonra işyerini kapatarak işletmesini terk ettiğini, bu hususta müvekkilin İpsala Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/13 değişik iş sayılı dosyasında tespit yaptırdığını, sözleşmenin 16. maddesi gereğince, sözleşmeyi ihlal eden davalının, müvekkil şirketçe kendisine işletme sermayesi adı altında verilen 22.340,41 TL nakti yardımı iade etmesi ve yine 16. madde uyarınca sözleşmenin ihlalinden dolayı 80.000,00 TL cezai şartı ödemesi gerektiğini belirtilerek, cezai şart ve davalıya verilen işletme sermayesinin bedelinin toplamı olan 102.340,41 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 34.580 TL tutarındaki işletme katkı bedelinin nakit olarak verilmediğini, davacının taşeron firmaya yaptırdığı tamirat, tadilat ve iç dekorasyon için verilen malzemelerin toplam tutarı olduğunu, sözleşmenin 9/c maddesinde müvekkilin satışı için kota konulmamasına rağmen 2008 yılında müvekkilin işletmesinin işlerinin azaldığı bahane edilerek davacı şirketin yaptığı 14.560 TL tutarındaki ayni yardımı (masa, sandalye, bardak vs.) geri alındığını ve işletmenin devamını imkansız hale getirdiğini, devamında ise davacının 29.06.2009 tarihinde İpsala Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/13 değişik iş sayılı dosyasında kendileri tarafından boşaltılan işyerinin boş olduğunu tespit ettirdiklerini, sözleşmenin devamını imkansız kılan tarafın davacı olduğunu, müvekkilin kendi imkanlarıyla iç ve dış dekorasyonu yeniden yaparak işletmeyi 25.08.2009 tarihinde tekrar çalışır hale getirdiğini ve sözleşme şartlarına uyarak davacı şirketin mamüllerini satmaya devam ettiğini, sözleşmenin sona ermemesi nedeniyle davacının cezai şart talebinden de zımnen vazgeçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; davacının 24.12.2009 ve 22.03.2010 tarihli dilekçelerinden anlaşıldığı üzere, davacı tarafından sözleşme başlangıcında davalıya ariyet olarak verilen ekipmanların 2009 yılı Nisan ayında davacı tarafından geri alındığı, tespit tarihinin ise 29.06.2009 olduğu, bu durumda yaptırılan tespitin, davalının işletmesini açık tutması kuralını ihlal ettiğini ispat gücünün bulunmadığını, zira zaten ekipmanların daha önce geri alınması sebebiyle tespit tarihinde işletmenin kapalı bulunmasından sırf bu tespite dayalı olarak davalıyı sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının tespit dosyasından başka delil sunamadığı ve son duruşmada haturlatılan yemin deliline başvurmayacağını beyan ettiği, davacı ve davalı arasındaki ürün satışı ilişkisinin dava tarihinden sonra da devam etmekte olduğu, hatta davacının kabul ettiği gibi, yeni bir sözleşme yapılmaksızın davacının davalıya bir takım ekipmanlar verdiği göz önünde bulundurulduğunda davacının haklı nedenle fesih iddiasının eylemleri ile örtüşmediği, davacının sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.