YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6475
KARAR NO : 2012/14248
KARAR TARİHİ : 03.10.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kimyevi ürünleri satıp teslim ettiğini, faturalara dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında vade farkına ilişkin bir sözleşme ya da uygulama bulunmadığı halde davacı yanca 26.05.2010 tarihli vade farkı faturasının düzenlendiğini, faturaya itiraz edilerek davacıya iade edildiğini belirterek davanın reddine ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasında ticari ilişki olup davacıdan satın alınan ürünlerin davalı yanca üretimde kullanıldığı, ancak davalının bir kısım fatura karşılığı malzemelerde istediği niteliklerin olmaması nedeniyle 28.04.2010 tarihli reklamasyon açıklaması ile fatura düzenlediği, davacının bu faturayı kayıtlarına aldığı, davacının bu faturayı alıp defterlerine kaydetmesi ve itiraz etmemesi bu faturanın içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, buna karşılık davacı tarafın söz konusu reklamasyon faturasına yönelik olarak vade farkı açıklaması ile 26.05.2010 tarihli 5.876,40.-TL miktarlı fatura düzenlediği, oysa davacı tarafın bu faturada her ne kadar vade farkı açıklaması yapmış ise de gerçekte bu faturanın vade farkı faturası olmayıp iade faturası olduğu, dolayısıyla söz konusu iade faturası da gözetildiğinde davacı tarafın davalı taraf ile olan cari hesap bakiye alacağının 13,184,45.-TL olarak belirlendiği, öte yandan davalı tarafın reklamasyon açıklaması ile gönderdiği fatura aslında bir kısım malzemelerin istenilen özellikte olmaması-ayıplı olması nedenine dayandığı, bu bağlamda davalı yanca süresi içerisinde usulüne uygun yapılmış ayıp ihbarının bulunmadığı, icra takibinden önce davalının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne davalının takibe vaki itirazının 13.184,45 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından gönderilen reklamasyon faturası, davacı tarafından kendi ticari defterlerine kaydedildikten sonra vade farkı faturası adı altında başka bir fatura düzenlenerek davalıya gönderilmiştir. Taraflar arasında vade farkı alacağına ilişkin sözleşme hükmü ya da uygulanan bir teamül bulunmamaktadır. O halde reklamasyon faturasını kabul eden ve ticari defterine kaydeden davacının bu fatura ile ilgili vade farkı faturası düzenlemesi davacıyı alacaklı hale getirmez. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.