YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7422
KARAR NO : 2012/14733
KARAR TARİHİ : 10.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalı … aleyhine açtığı asıl davada, davalının icra takibine konu ettiği 30.11.2010 vadeli 275.000.00 TL.bedelli bononun borçlu müvekkili … tarafından taşınmaz satış sözleşmesi gereğince imzalanıp, lehdarı …’e verildiğini, taraflar arasındaki yazılı taşınmaz satış sözleşmesi gereğince bononun ciro edilmemesi gerekirken dava dışı Abdullah Zeki Kesmez’e, ondan da …’a ciro edildiğini, yine yazılı satış sözleşmesinden anlaşılacağı üzere fırın içerisindeki malzemelerin götürüldüğü ve taşınmazın sözleşmeye aykırı olarak geç teslim edildiği için bono bedelinden 150.000 TL.mahsup edilmiş, 125.000 TL.nin de vadeden bir gün önce alacaklı … hesabına yatırıldığını ileri sürerek icra takibine konu edilen bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise …’e aynı bono nedeniyle 150.000.00 TL.borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacı şirketin davacı sıfatının bulunmadığını, çünkü bononun borçlusunun davacı … olduğunu, iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı bu iddiaların ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin düzgün ciro zinciri ile bonoyu iktisap ettiğini belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili yurtdışında olduğu için fabrika binasının …’a verdiği vekaletname ile 21.01.2010 tarihinde tapuda davacı şirkete sattığını, bu satıştan 10 ay sonra fırında kiracı olan şahıs ile davacı arasında tahliye konusunda sorun yaşandığından davacı ile vekalet verdiği … arasında iddianın dayanağı sözleşmenin yapıldığını, böyle bir sözleşme yapması için …’a yetki vermediğini yazılı sözleşmedeki 25.01.2010 tarihinin doğru olmadığını, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, taşınmaz satış sözleşmesinde davacı şirket taraf olduğu için aktif dava ehliyetine yönelik itirazın yerinde olmadığı, davalı …’in …’a verdiği 15.01.2010 tarihli
vekaletnamede gayrimenkul satın alma yetkisinin de verildiği, hal böyle olunca 25.01.2010 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığı yönündeki savunmanın dinlenemeyeceği, bononun lehdarı … yanında çalışan hamil davalı …’ın dinlenen tanık beyanları ve işyerini yürütmesi için …’in bu kişiye verdiği 12.11.2010 tarihli vekaletname gözetildiğinde iyiniyetinden söz edilemeyeceği, davacı …’nun davalı … hesabına 29.11.2010 tarihinde 275.000 TL.lik bono karşılığı olarak 125.000 TL.havale ettiği, taraflar arasındaki 25.01.2010 tarihli sözleşme kapsamında fırındaki malzemelerin götürülmesi ve fırının geç tahliyesi nedeniyle bono bedelinden 150.000 TL.nin mahsubu gerektiği gerekçeleri ile asıl davanın kabulüne, davacıların icra takibine dayanak 25.01.2010 tanzim, 30.11.2010 vade tarihli 275.000 TL.bedelli bono ile ilgili olarak borçlu olmadıklarının tespitine, davalı …’ın kötüniyetli olarak bonoyu tahsile koyması nedeniyle % 40 tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, birleşen davanın kabulüne, 275.000 TL.lik bononun 150.000 TL.sinden davacıların davalı …’e borçlu olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı … vekilinin tüm, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı Akifoğlu Tarım Ltd.Şti.nin dava konusu bonoda sıfatı bulunmadığı gibi aleyhine girişilmiş bir icra takibi de mevcut değildir. Hal böyle olunca, bonoya dayalı iş bu menfi tespit davasında davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığı gözetilmeden anılan şirket yönünden de işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalı … vekilinin tüm, davalı …’ın öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.