Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/7492 E. 2012/13348 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7492
KARAR NO : 2012/13348
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili , davalı tarafça müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu çekteki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından çeke ilişkin başlatılan icra takibinin icra mahkemesi kararı ile durduğunu , bu nedenle dava açılmasında hukuki yarar olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda davaya konu çeke ilişkin takibin İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile takibin yetki yönünden iptal edildiği, bu kararın kesinleştiği, ancak icra dosyasının yetkili icra dosyasına gönderilmediği, bu nedenle ortada geçerli bir icra takibi olmadığından menfi tespit davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çeke dayalı menfi tespit davasıdır.İİK’nun 72.maddesinde düzenlenen menfi tespit davası somut olayda olduğu gibi icra takibinden sonra açılabileceği gibi icra takibinden önce de açılabilir. Başka bir söyleyişle menfi tespit davası açılabilmesi için derdest bir icra takibinin bulunması şart değildir.
Menfi tespit davasının dinlenebilmesi için davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı, bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verecek nitelikte olmalı, tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olmalıdır ( Baki Kuru, Menfi tespit davası ve İstirdat davası, … 2003, s.24,36).
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince, davacı, dava konusu çekte keşideci durumunda olup keşideci imzasının kendisine ait olmadığını iddia etmek suretiyle davalı elindeki bu çekten dolayı borçlu olmadığının tesbitini istemektedir. Hal böyle olunca maddi hukuk açısından lehine bu kararı almakta hukuki yararı mevcuttur. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.