Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8183 E. 2012/12759 K. 12.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8183
KARAR NO : 2012/12759
KARAR TARİHİ : 12.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili aleyhine icra takiplerine konu edilen 03.08.2006 tanzim, 15.02.2007 vade tarihli 97.000,000 TL. bedelli ve 05.08.2005 tanzim 15.01.2007 vade tarihli ve 99.000.000 TL. bedelli iki adet bononun tanzim tarihlerinde müvekkilinin ağır bir psikolojik hastalık geçirdiği sırada hata veya hile ile imzalatıldığını, söz konusu bonoların sonradan doldurulduğunu, bonolardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile davalı arasında bono verilmesini gerektirecek ticari bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek söz konusu icra takip dosyalarında dayanak gösterilen iki adet bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu bonoların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; icra takiplerine konu iki adet bono altındaki imzaların davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, davacı vekili müvekkilinin kira bedelini teslim almak için davalı yanına gittiğinde ona içerisine ilaç katılmış çay içirilmiş olması sonucunda bonoların imzalatılmış olduğunu beyan etmiş ise de… Devlet Hastanesi Başhekimliğinin 27.02.2012 tarihli ve 508 sayılı yazısı ile davacı tarafça delil olarak ibraz edilen doktor raporunda belirtilen ilacın etken maddelerinin irade kaybına neden olmayacağının bildirildiği, bu durumda davacının bonoları imzaladığında işlemin geçersizliğine sebebiyet veren irade sakatlığı hallerinin birinin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ticari senetler bakımından ehliyet TTK.nun 582. maddesinde hükme bağlanmış olup, buna göre akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, çek ve bono ile de borçlanmaya ehil olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, bonoların düzenlendiği tarihte senet borçlusu davacının hukuki tasarrufta bulunmak yönünden ehliyetsiz olduğunun belirlenmesi halinde, yapmış olduğu hukuki işlem ve dolayısıyla imzalanan senet geçersiz olacaktır. Dosya içindeki Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Med. Christoph Jentgens tarafından düzenlenen 17.03.2008 tarihli raporda; davacı …ün 2007 yılından beri rezidif depresyon hastası olduğu, daha önce de 1999 yılından beri Dr. …’nin hastası olduğu 1.4.2001 tarihinde yatılı olarak Almanya’da hastanede tedavi gördüğü, şu anda 60 mg fluoextin ilacı kullanarak tedavi gördüğü, belirtilmiştir. Mahkemece celse arası verilen karar sonucunda… Devlet Hastanesi Başhekimliği’nden alınan ve Dr. … (başhekim) tarafından düzenlenen 27.02.2012 tarihli yazıda;davacı …ün depresyon hastalığının atak döneminde olup olmadığının kararının kendisi tarafından verilemeyeceği ancak kişisel kanaatine ve ilaç prospektüsüne göre davacının kullandığı Fluoextin etken madde içeren ilacın irade kaybına neden olmayacağı, konu hakkında kati hekim raporunun uzman psikiyatrist tarafından verilmesinin uygun olduğu, bildirilmiştir. Mahkemece senet tanzim tarihi itibariyle davacının hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmamış, sadece kullandığı ilacın iradesi üzerindeki etkisi üzerinde durularak senet imzalama işleminin geçersizliğine sebep olan irade sakatlığı hallerinden birinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Senetlerin tanzim tarihi itibariyle senetleri asıl borçlu olarak imzalayan davacının hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda davacı tarafa tüm delillerini sunması için imkan verilip Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde bu konuda araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.