Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8227 E. 2012/13009 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8227
KARAR NO : 2012/13009
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait minibüsün 25.000 TL bedelle davalıya satılıp bedelinin taksitler halinde ödenmesi yönünde taraflar arasında sözleşme yapıldığını, daha sonra noterden kat’i satış sözleşmesi düzenlenerek aracın davalı adına tescil edildiğini, davalının toplam 17.069 YTL ödeyip bakiye 7.931 YTL’yi ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ödemesi gereken tüm bedelleri ödeyerek aracı kat’i satış sözleşmesi ile aldığını, kat’i satış sözleşmesinde satıcının “bedelini tamamen aldığı” konusunda kayıt bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kat’i satış sözleşmesinde satıcı davacının araç bedelini tamamen aldığını beyan etmiş ise de dosyada sunulan ve taraflar arasında el yazısı ile düzenlenmiş araba satış sözleşmesinde araç bedelinin 25.000 YTL olup bunun 14.729 YTL’lik kısmının onüç adet eşit taksitle ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının bu sözleşmedeki imzasını inkar etmediği, araç bedelinden 7.931 TL tutarındaki yedi taksitinin ödenmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 7.931 YTL asıl alacak üzerinden iptaliyle takibin devamına ve davalının %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş olup Dairemizin 18.02.2010 günlü ilamıyla, dosyada bulunan 15.05.2006 tarihli kat’i satış sözleşmesinde davacının satış bedelini tamamen aldığını belirttiği, önceki tarihli sözleşmenin adi şekilde yapıldığından ve daha sonra yapılan ve satış bedelinin tamamen alındığını belirten resmi satış sözleşmesi gözetilerek davanın reddi gerekirken yazılı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirterek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
Direnme üzerine dosya kendisine gelen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki harici protokolde satış bedelinin 25.000 YTL resmi satış sözleşmesinde ise 16.387 YTL gösterildiği, davalının elden ve banka aracılığı ile 17.069 YTL ödeme yaptığı, davalının harici protokolün yapılmadığına yönelik bir itirazının bulunmadığı, noterdeki satışın bedel kısmında muvaza olduğu, davacının bedeldeki muvazaayı ve satış bedelinin 25.000 YTL olduğunu ispat ettiği, bu durumda geriye kalan 7.931 YTL’nin ödendiğinin ispat külfetinin davalıda olduğu gerekçesiyle direnmeyi uygun bularak davalı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Dairemize göndermiştir.

Yeniden yapılan inceleme sonunda dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.