Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8465 E. 2012/17162 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8465
KARAR NO : 2012/17162
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili;müvekkili olan şirket ile davalı şirket arasında 02.08.2007 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme gereği müvekkili olan şirketin davalıya teminat senedi verdiğini, sözleşmenin taraflarca yenilenmediğinden birinci yılın sonunda kendiliğinden sona erdiğini, müvekkili şirketin davalıya 14.08.2008 tarihinde bir yazı yollayarak, Bayilik Sözleşmesinin yenilenmediğinden 02.08.2008 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini bu nedenle teminat senedinin iadesini istediğini, davalı şirketin anılan teminat senedini iade etmeyerek, rıza ve anlaşma hilafına doldurarak takibe koyduğunu, davalı tarafın söz konusu senetle ilgili kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibe konu senet metninde açıkça yazılı olduğu üzere, teminat senedi olduğunu, müvekkili …’ın söz konusu bayilik sözleşmesine taraf olmadığını,teminat senedini şirket yetkilisi olarak imzaladığını, şahsi sorumluluğunun bulunmadığını, icra takibine konan senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, , takibe konu edilen 28.07.2008 tanzim tarihli, 01.06.2009 vade tarihli, 10.000 Amerikan Doları bedelli senetin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava ve takip konusu bono iddia edildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak değil, müvekkili olan şirket tarafından davacı şirket ve yetkilisi …’a verilmiş olan ödünç paranın karşılığı olarak düzenlenip müvekkili olan şirkete verildiğini,ödeme yapılmaması üzerine icra takibine konu edildiğini,davacı tarafın dava ve takip konusu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin iddiasını usulüne uygun olarak ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın daha önceden işbu dava dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle, özellikle takibe konu edilen bononun teminat senedi olduğu, kayıtsız şartsız borç ikrarını ihtiva etmediğini ve takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadıklarını bu nedenle takibin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile … 8.İcra Hukuk Mahkemesine itiraz davası açmış ise de, … 8.icra mahkemesinin 30.12.2009 tarih ve 2009/1951 esas 2009/2268 karar sayılı kararı ile davacı tarafın tüm itirazlarının reddedildiğini ve takibin kesinleştiğini, akabinde davacı tarafın aynı iddia ve gerekçelerle mahkemede işbu menfi tespit davasının açtığını, her ne kadar davacı tarafın ifade ettiği üzere dava ve takip konusu bono üzerinde ” teminat senedidir”ibaresi yazılı olsa da, dava ve takip konusu bono kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadini taşıdığından ve bononun üzerinde neyin teminatı olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt ve açıklama bulunmadığından, bono üzerinde sadece “teminat senedidir.”ibaresinin yazılı olmasının, tek başına dava ve takip konusu bononun teminat olarak verildiğini HUMK.’nun 290.maddesi gereği ispata yeter olmadığını , davacı tarafın dava ve takip konosu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin iddialarının ispatı olarak sundukları taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile bu iddianın ispatının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece;bilirkişi raporunda; davacıların ciranta olmaması nedeniyle, temel ilişkinin tarafları olmaları sonucu, temel ilişkiden kaynaklanan def’ileri ileri sürmelerinin mümkün olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 7.maddesinde, sözleşmede öngörülen cezai şart ve doğacak her türlü hak ve alacakların teminatı olarak, davacı şirketin,
banka teminat mektubu ve davalı şirketin uygun göreceği teminatları davalıya vermekle yükümlü tutulduğunun görüldüğü, sözleşmenin 10.maddesinde de, sözleşmenin davacı şirket tarafından ihlal edilmesi halinde, davacı şirketin 10.000.-USD cezai şart ödeyeceği hüküm altına alındığı, dava konusu senet üzerindeki bedelin, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen cezai şart miktarı ( 10.000 USD ) ile bire bir aynı olması, davalının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 7.maddesi uyarınca davacı şirketten en az bu miktar kadar bir teminat almasının gerekmesi, davalı şirketin sözleşme uyarınca teminat aldığına ve bu teminatları davacı şirkete iade ettiğine dair herhangi bir delil ibraz etmemiş olması, davacılar ile davalı arasında bayilik sözleşmesi ilişkisi haricinde başka ilişki bulunduğuna dair herhangi bir delil sunulamamış olması, davacılara mal verecek olan ve dolayısıyla davacılardan da sürekli alacaklı hale gelecek olan davalının; doğal olarak da bayilik sözleşmesinde öngörüldüğü üzere, davacılardan teminat alması gerekirken, davacılara borç vermesinin ticari hayatın olağan akışına ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu senedin davalıya teminat amacıyla verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, dava konusu senedin tanzim tarihinin keşideciler tarafından boş bırakılmış olması ve senet üzerinde “teminat senedidir.”ibaresinin yazılmış olması da varmış olunan sonucu teyit ettiği, rapor içerisinde belirtildiği üzere dava dosyasındaki mevcut deliller, davacılardan … Taşımacılık şirketinin ibraz ettiği defter kayıtları ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda, bilirkişi kurulunca dava konusu senedin davacılar tarafından davalıya teminat olarak verilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.