Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8548 E. 2012/14343 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8548
KARAR NO : 2012/14343
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalının, davacı şirket aleyhine Sivas 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/2304 sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, icra takibine dayanak olarak 10/10/2009 tanzim tarihli 15.000,00 TL bedelli bonoyu şirketin bir önceki yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyelikleri sona erdikten sonra tanzim tarihini geriye yönelik yazarak düzenlediklerini, davacı şirketin … isimli şahıs ile herhangi bir akdi ilişkisi olmadığı gibi bu şahsa borcu da bulunmadığını, bonoda alacaklı olarak görünen …’in bonoyu imzalayan eski yönetim kurulu üyelerinden … , … ve …’un dayıları olduğunu, eski yönetim kurulu üyeleri ile şirketin yeni yönetim kurulu başkanı … arasında husumet bulunduğundan bu iş için de dayılarını taşeron olarak kullandıklarını, taraflar arasındaki yakın akrabalık nedeniyle davalının olayın iç yüzünü tamamen bildiğini ve kötü niyetli olarak eski yönetim kurulu üyelerinin davacı şirketten para tahsil etme girişimine alet olduğunu, şirketin ticari kayıtları incelendiğinde davalı … ile hiçbir alış veriş yapılmadığı, hiçbir surette bu kişiye borçlu olunmadığının görüleceğini belirterek, davacı şirketin Sivas 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/2304 sayılı dosyası ve dosyaya dayanak senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin yetkililerinin müvekkilinin yakınları olduğu hususunun doğru olup, zaten yakınları olmasa müvekkilinin davacı şirkete borç para vermesinin söz konusu olamayacağını, söz konusu senette imzası bulunan kişilerin şirketin imzaya yetkili olan hissedarları olup herhangi bir şekilde imza inkarının da söz konusu olmadığını, davacı şirket yetkili kişilerinin müvekkiline şirketlerinin ödeme güçlüğü çektiğini, kısa bir süre içerisinde bu durumlarının düzeleceğinden bahisle kendisinden yardımcı olmasını istediklerini, müvekkilinin de senet karşılığı 15.000,00 TL’yi nakit olarak kendilerine verdiğini, dava dilekçesinde senedin kayıtlı olmadığı iddia edilmekte olup kendilerinin bu hususu bilemeyeceğini, imzaların geçerli imzalar mı olup olmadığı hususunun kendilerini ilgilendirdiğini, senedin usulüne uygun olarak tanzim edilmiş bir senet olduğunu, iddia edildiği gibi yetkili kişilerin yetkilerinin sona ermesinden sonra değil onların yetkili imzalar olarak yönetici oldukları dönemde tanzim edildiğini, açılan menfi tespit davasının ispatının davacıya düştüğünü belirterek açılan davanın reddini, %40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirketin 24/04/2008 tarihinde yapılan Olagan Genel Kurul Toplantısında Yönetim Kuruluna …, … ve …un 3 yıl görev yapmak üzere seçildikleri ve … ve …’un müştereken yetkili olarak atandıkları, dava konusu 10/10/2009 tanzim, 10/02/2010 ödeme günlü senedin düzenleme tarihinde adı geçen yönetim kurulu üyelerinin yetkileri bulunduğundan dava konusu edilen senedin geçmişe yönelik olarak düzenlenmediği ve geçerli bir senet olduğu ve muhasebe kayıtlarına işlenmemesinin davalının alacağını ortadan kaldırmayacağı ve muhasebe kayıtlarına işlenmemesinde davalının bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, menfi tespit davası açılıp icra dosyasına yatan paranın ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiğinden takip konusu yapılan asıl alacak olan 15.000,00 TL üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.