YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9901
KARAR NO : 2012/15003
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkillerinden …San.Ltd.Şti.nin 15.08.1990’da kurulduğunu, ilk üç yıl için şirket yetkilisinin dava dışı … olduğunu, adı geçenin görev süresinin 24.09.1993’te sona ermesine rağmen 20.09.1993 tarihli ve 03.09.1996 tarihli sahte kararlarla görev süresini 20.09.2001 tarihine kadar uzattığını, adı geçenin diğer müvekkili olan …Granit Ltd.Şti.ni 20.12.1993’te kurduğunu, bu müvekkilinin ana sözleşmesinde …’nun on yıl süreyle yetkili olarak atandığını, adı geçenin …San.Ltd.Şti.nin mallarını, diğer müvekkili şirkete devrettiğini, bu durumu öğrenen …San.Ltd.Şti.nin yabancı ortağının konuyu …’yla görüşmek istediğinde …’nun astronomik alacak taleplerinde bulunarak istekleri gerçekleşmezse muvazaalı kambiyo taahhütleriyle borçlanacağını bildirdiğini, … tarafından dava konusu 18.09.1996 tarihli 13.000.000.000 TL.bedelli çekin muvazaalı şekilde …Granit Ltd.Şti.müdürü sıfatıyla keşide edilerek ve yine …San.Ltd.Şti.müdürü sıfatıyla da davalılardan …’e ciro edildiğini, bu davalı tarafından da diğer davalıya ciro edildiğini ve müvekkilleri aleyhine takip başlatıldığını, çekin muvazaalı olarak verildiğini, yine dava dışı …’nun hem …San.Ltd.Şti.ni hem de …Granit Ltd.Şti.ni temsil ettiğini, yani olayda çift temsil olgusunun gerçekleştiğini, Borçlar Hukuku ilkelerine göre bir kimsenin her iki tarafı da temsil etmek suretiyle hukuki işlem yapamayacağını, bu konuda açık yetki bulunmadığını, kaldı ki müvekkilleri arasında bu tutarda bir ticari ilişki bulunmadığını, yine müvekkili …San.Ltd.Şti.ile davalı … arasında da bu şekilde bir ticari ilişki bulunmadığını, diğer davalının ise gerçekte böyle bir kişi olmadığını, şahsi def’ileri bertaraf etmek maksadıyla çeke adının yazıldığını belirterek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacı şirketlerin temsilcisi …’nın feragat beyanı bulunduğunu, bu hususun dikkate alınmasını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacı şirketlerin müdürü …’nın feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Hükme dayanak yapılan tarihsiz ve … imzalı davadan feragat dilekçesinde hakim havalesi olmadığı gibi anılan dilekçede, dilekçeyi imzalayanın kimlik tespitinin de yapılmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan davacılar vekili de bu dilekçeye karşı çıkmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece anılan dilekçeyi veren …’nın davacı şirketlerin yetkili temsilcisi olup olmadığı, yetkili temsilci ise dilekçenin verildiği tarihte yetkili bulunup bulunmadığı, imzanın …’ya ait olup olmadığı ve bu dilekçenin davacı şirketleri bağlayıcılığı hususları üzerinde yeterince durularak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken anılan bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.