Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/1036 E. 2013/7111 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1036
KARAR NO : 2013/7111
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacılar vekili, müvekkillerinden … ile davalı banka arasında yapılan genel kredi sözleşmesini diğer müvekkillerinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, müvekkillerinden …’nun kredi sözleşmesinin teminatı olarak taşınmazı üzerinde davalı lehine ipotek tesis edildiğini, toplam 41.834,29 TL alacağın tahsili için davalının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yaptığını ileri sürerek icra takibinden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacılara gönderdiği 14.07.2010 tarihli hesap kat ihtarına dayalı olarak icra takibi yaptığını, 03.03.2011 tarihinde icra müdürlüğüne toplam alacaklarının 25.195 TL olduğunu bildirdiklerini, davacıların bu talebi dikkate almadan davayı 41.834,29 TL üzerinden açtıklarını belirterek davanın reddine, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen 29.05.2012 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, icra takibinden davacıların davalı bankaya toplam 26.314,05 TL borçlu olmadıklarının tespitine, takibin dava tarihi itibarıyla toplam 15.520,54 TL üzerinden devamına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davanın temelini oluşturan icra takibi ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olup, bu takipte ipotek borçlusu olmayan ve kredi sözleşmesine sadece kefil sıfatıyla imza koyan …’nun da borçlu olarak gösterilerek adı geçen kişi aleyhine ipotekli takip yapılmış olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu husus takip ve dava şartı olduğundan mahkemece re’sen gözetilmelidir. Öte yandan davalı alacaklı vekili, 03.03.2011 tarihli dilekçesi ile icra dosyasına bildirdiği beyanında o tarih itibarıyla toplam alacağı 25.155 TL olduğunu, takip tarihinde bildirilen miktarın sehven yazıldığını açıklamıştır. Davacı vekilinin bu açıklamaya rağmen takip talebindeki miktar üzerinden dava açması doğru değildir. Zira uyuşmazlık konusu olmayan kısım yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Hukuki yarar da dava şartı olduğundan mahkemece re’sen gözetilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.