Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/11551 E. 2013/16637 K. 24.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11551
KARAR NO : 2013/16637
KARAR TARİHİ : 24.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalıyla olan alışverişlerinden dolayı bakiye 9.000,03 TL alacaklı olduğu halde, davalının iş bu borcunu ödemediğinden dolayı 02/05/2007 tarihinde Beyoğlu 3. İcra Müdürlüğü’nün 2007/9094 esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının borca itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında ticari alış verişler yapıldığını, bu alış verişlerden dolayı davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağının kalmadığını belirterek davanın reddi ile % 40 oranında kötüniyet tazminatı istemiştir.
Mahkemece ilk yargılama sonucunda verilen 21/04/2011 tarih, 2007/960 esas ve 2011/358 karar sayılı Dairemizin 25/04/2012 tarih, 2011/16395 esas ve 2012/6955 karar sayılı ilamı ile; “Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “1-Yerinde olmayan davanın reddine, 2-Davacı taraf hem haksız hem aynı zamanda alacağını tahsil ettiği halde icra takibi yapmış olmakla kötü niyetli olduğu anlaşıldığından dava değeri üzerinden %40 oranında tayin ve takdir edilen 3.600 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” denildiği halde, gerekçeli kararda “Yerinde olmayan davanın reddine” denilmiştir. Böylece, tefhin edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olup, bu hal, HUMK’nun 381/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.” Denilerek, hükmün davalı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davalı vekilinin beyanı ile de bu çekin davalı şirketin kendi çeki olmayıp ciro yolu ile davalıya geçen çek olduğu ve bu çeki davalının davacı şirkete verdiği ve karşılıksız çıkmış olduğu, çekin keşidecisi olan … Kozmetik İtriyat… Ltd. Şti. tarafından davacı tarafa ödenip çekin alınıp bankaya iade edildiği, bedeli alınmadan bu çekin iadesinin basiretli tacir davranışına uygun olmayacağı, zira bu çekin tahsil edilememesi halinde, çekin davalıya geri verilerek davalıdan ödeme talep edilmesi, tahsil edilemeyen çeke dayalı kambiyo senetlerinin takibi
yollarıyla davalı tarafından kullanılmasına olanak verilmesi gerektiği, bütün bunlar değerlendirildiğinde davacı yanın davalı şirketten alacaklı olmadığı sonucuna varılması gerektiği, 0,03 TL ‘nin ekonomik değerinin bulunmadığı nazara alındığında davacının kendi kayıtlarında var olan alacağını çeki tahsil etmek suretiyle tahsil ettiği halde iş bu davanın dayanağı icra takibini yaptığı ve bu davayı açtığı gerekçesiyle, yerinde olmayan davanın reddine, davacı taraf hem haksız çıkmış, hem de aynı zamanda alacağını tahsil ettiği halde icra takibi yapmış olmakla kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, dava değeri üzerinden %40 oranında tayin ve taktir edilen 3.600 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş olup, mahkeme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.