YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11825
KARAR NO : 2013/16639
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2010/15898 sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, müvekkili şirketin 20/12/2010 tarihinde icra dosyasına ödemede bulunduğunu, ancak ödeme yapılırken faiz adı altında talep edilen 2.175,18 TL’nin de ödendiğini, temerrüt olmaması nedeni ile, haklı bir neden olmadan hataen ödenen bu paranın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62. maddelerine göre ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, görev itirazında bulunmuş, zamanaşımı defiini ileri sürmüş, davacının ürün teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sebepsiz olarak zenginleştiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafın sipariş ettiği televizyonu kendisine gönderilmesine rağmen teslim almadığı, ödediği bedelin iadesi veya ürünün tekrar gönderilmesi yönünde de herhangi bir talepte bulunmaksızın ve davacıyı bu yönde temerrüde düşürmeksizin icra takibine geçtiği, davacı tarafın icra takibi üzerine 2.175,18 TL faizi hataen, kendisini borçlu zannederek ödediği ve bu nedenle davalıdan istirdatını talep etmekte haklı olduğu, davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2.175,18 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, mahkeme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 62’nci maddesi uyarınca, borçlu olmadığı şeyi ihtiyari ile veren kimse hataen kendisini borçlu zan ederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Somut olayımızda davacının icra takip dosyasındaki takip kesinleşmeden önce kendi iradesi ile herhangi bir haciz tehdidi olmadan ve ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödeme yapması nedeniyle ödediği miktarın istirdatını talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece söz konusu yasa hükmünün değerlendirilmesi ve yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bend gereğince davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bend gereğince hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.