Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/2696 E. 2013/8353 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2696
KARAR NO : 2013/8353
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ilaç satışına dair ticari ilişki çerçevesinde şifahi bir satım sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği üzerine düşen edimlerini tam olarak yerine getirerek malları davalıya teslim ettiğini, ancak davalının sözleşme uyarınca doğmuş olan vade farklarını haksız olarak müvekkiline ödemediğini, davalı hakkında Konya 8. İcra Müdürlüğü’ nün 2011/2323 sayılı takip dosyasından icra takibi yaptıklarını, takibin konusunu vade farkı faturasının oluşturduğunu, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %40′ dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her ne kadar davacı alacağını fatura bedeline dayandırmış ise de, fatura karşılığı davalıya bir mal satımı ve tesliminin sözkonusu olmadığını, davacının iddiasına göre alacağın vade farkı alacağı olduğunu, müvekkilinin davacıdan almış olduğu birkısım ilaçların bedeli olarak davacıya bonolar verdiğini ve bu bonoları zamanında ödeyememesi üzerine davacının icra takibi yaptığını, daha sonra sözkonusu borcun ödendiğini ve icra dosyasının kapandığını, müvekkilinin davacıya başka herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında vade farkına dair bir sözleşme bulunmadığını, aksini iddia eden davacının ispatlamasının gerektiğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %40′ dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile geç ödemelerden dolayı vade farkı alınacağına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalıya gönderilen faturalarda vade farkı uygulanacağı belirtilmişse de, YHGK’ nun 2001/1 E.-2003/1 K. nolu ilamındada belirtildiği üzere vade farkına ilişkin kayda itiraz edilmemesi nedeni ile vade farkı alacağının yazılı hale geldiğinin kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasında bu yönde bir ticari uygulamanın mevcut olduğunun da ispatlanamadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarih 2001/1 esas, 2003/1 karar sayılı kararına göre, “vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme ya da teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerekmektedir. Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalardaki bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödeneceği” ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK’nun 23/2. maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup, vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez.”
Teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir. Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Somut olayda davacı, davalıya sattığı ilaç bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle vade farkı talep etmektedir. Davacının, davalı ile vade farkı uygulamaları olduğuna, taraf defterleri incelendiğinde daha önceden davalı tarafça ödenen vade farkı faturaları olduğunun tespit edileceğine dair iddiaları, davacı delil listesinde defterler ve bilirkişi incelemesi de bulunmasına rağmen mahkemece araştırılmamıştır. Hal böyle olunca, davacının vade farkı talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece taraf defterleri de incelenmek suretiyle ayrıntılı bilirkişi incelemesi yaptırılarak, toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.