YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3257
KARAR NO : 2013/11443
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturalara konu yedek parça ve malzemelerin müvekkilince davalıya satılarak teslim edilmiş ise de büyük bir kısmının bedelinin ödenmediğini bakiye alacağın tahsili için girişilen takibe dayalı borçlunun itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; satım ilişkisine konu malların tesliminin müvekkilinin …’da bulunan genel müdürlüğüne yapıldığını, temel ilişkinin …’daki merkezle mevcut olması nedeniyle de yetkili mahkemenin … mahkemeleri olduğunu bildirerek yetki itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün cevabi yazısına göre davalının İstanbul’da şubesinin bulunduğu ve sicile tescil edildiği anlaşıldığındın HUMK 9 maddesi uyarınca yetki itirazının reddine, benimsenen bilirkişi raporuna göre icra takibinden sonra davalı yanca 25.778,59 USD tutarında ödemede bulunulduğunun saptandığı ve ayrıca davalı yanca 02/09/2012 tarihli belgeyle ödeme savunmasında bulunulmuş ise de bu ödemenin yapıldığı …’nin davacıyı temsil ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptaliyle takibin devamına, takipten sonra yapılan 25.778,59 USD’lik ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce değerlendirilmesine, hükmolunan tutarın %40’ı oranındaki 62.847,19 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Yerel mahkemece kendisine ödeme yapıldığı iddia olunan …’nin davacıyı temsile yetkili bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı yanın ödeme savunması kabul edilmemiş ise de; davalı vekilince deliller arasında dosyaya sunulan Türkçe tercümesi yapılmış 02/11/2008 tarihli belgede davacı şirket müdürü tarafından …’nin bakiye alacakların tahsilatında tam yetkili olarak görevlendirildiği belirlenmekle birlikte yine dosyaya ibraz edilen 02/09/2012 tarihli belge içeriğinden 18/11/2008 tarihli çek ile davalı tarafından davacı temsilcisi …’ye 28.614,00 USD ve 31.741,00 Euro tutarında ödemede bulunulduğu görülmektedir. Bu durum karşısında mahkemece dosyaya sunulan bu temsil belgesi ve ödeme belgesi üzerinde durularak gerek görüldüğünde bilirkişiden ek rapor aldırılmak suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi; öte yandan davalı yanca icra takibinden sonra (05/05/2009 tarihine kadar) ancak dava tarihinden önce ifa edilen 25.778,59 USD tutarındaki ödeme yönünden davacının bu meblağı davaya konu yapmakta hukuki yararının bulunmadığı da gözetilmeksizin ödemeye konu bu tutar sanki yargılama sırasında gerçekleştirilmiş gibi düşünülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında da isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.06.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Genel hükümlere göre açılan davalarda kural olarak haklılık durumu dava tarihine göre belirlenir. İtirazın iptali davasının amacı itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle davada haklılık durumu takip tarihi itibariyle belirlenmelidir (HGK 16.10.1996,19-601/711). İtirazın iptali davasında takipten önce, takipten sonra ancak ödeme emrine itiraz süresi bitmeden yapılan ödemeler gözetilir. Ancak ödeme emrine itiraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ödemeler ise dikkate alınmaz. Bu tür ödemeler kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınıp borçtan mahsup edilmelidir. Aksi halde ödeme tarihleri itibariyle takip konusu alacağa faiz yürütülüp, ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinden sonra kalan alacak saptanarak hüküm kurulmalıdır. Bu şekilde yapılacak işlem sonucu bulunan meblağ üzerinden hüküm kurulması infazda tereddüt yaratır. Davacının davadan önce yapılan ödemeler yönünden tüm borç ödenip, infaz edilmediği sürece hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde olup, hükmün onanması gerekir. Sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılamıyorum.