YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3300
KARAR NO : 2013/6408
KARAR TARİHİ : 10.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
1- İtirazın iptali davasına konu asıl alacak davadan önce ödenmiş olduğundan bu alacak yönünden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetsiz olduğu gibi dava konusu yapılan asıl alacak ile ilgili talep kabul edilmediğine göre vekil ile temsil edilen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacının temyizine gelince;
İtirazın iptali davasında davalı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Asıl alacağa yönelik talep, borç tarihinden sonra ödendiği için reddedildiğine göre alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harçlarının istek halinde iadesine, 10.04.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Genel hükümlere göre açılan davalarda kural olarak haklılık durumu dava tarihine göre belirlenir. İtirazın iptali davasının amacı itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaktır. Bu nedenle davada haklılık durumu takip tarihi itibariyle belirlenmelidir (HGK 16.10.1996,19-601/711). İtirazın iptali davasında takipten önce, takipten sonra ancak ödeme emrine itiraz süresi bitmeden yapılan ödemeler gözetilir. Ancak ödeme emrine itiraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ödemeler ise dikkate alınmaz. Bu tür ödemeler kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınıp borçtan mahsup edilmelidir. Aksi halde ödeme tarihleri itibariyle takip konusu alacağa faiz yürütülüp, ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinden sonra kalan alacak saptanarak hüküm kurulmalıdır. Bu şekilde yapılacak işlem sonucu bulunan meblağ üzerinden hüküm kurulması infazda tereddüt yaratır. Davacının davadan önce yapılan ödemeler yönünden tüm borç ödenip, infaz edilmediği sürece dava açılmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde olup, çoğunluğun (1) nolu bendde belirtilen aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılamıyorum.