Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/3560 E. 2013/19889 K. 16.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3560
KARAR NO : 2013/19889
KARAR TARİHİ : 16.12.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan, incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili asıl davada; müvekkili tarafından davalı …Ltd. Şti.’ne sözleşme ile toplam 233.000 TL. Bedelli 8 adet çekin hatır çeki olarak verildiğini, davalı şirketçe bu çeklerin davalı …’a kırdırılarak karşılığında nakit para alındığını, müvekkilinin vadesi geldiğinde vermiş olduğu hatır çeklerini iade alamaması üzerine davalı şirketle 24.06.2010 tarihli yeni bir sözleşme yapılarak çeklerin vadesi uzatılıp miktarlarının toplam 300.000 TL.ye çıkarıldığını, eski çeklerin alınıp yeni 6 adet çek verildiğini, müvekkillerinden …nin hissedarı …’ın şahsi kefaletini temin etmek amacıyla çeklerin arkasının adı geçen müvekkili tarafından cirolandığını, halihazırda çeki elinde bulunduran ve 05.10.2011 tarihli ve 50.000 TL. Meblağlı çeki takas odası aracılığıyla ibraz eden son hamil davalı …’ın iyi niyetli 3. şahıs olmadığını, birleşen davada ise; aynı çeki icra takibine koyan takip alacaklısı davalı …’ın yetkili ve iyi niyetli hamil olmadığını ileri sürerek bu çek nedeniyle müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığının tespitini ve çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkili tarafından çekin bankaya ibraz edilmediğini, müvekkilince bu çekin dava tarihinden önce davalı …Ltd. Şti.ye iade edildiğine dair sözleşmenin ekte olduğunu, dolayısıyla bu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı …Ltd. Şti. Yetkili temsilcisi, davacılar ile şirketi arasında yıllardır süregelen ticari bir ilişki bulunduğunu, birlikte iş ortaklığı yaptıklarını, davacılar ile imzalanan 24.06.2010 tarihli sözleşme ile davacılardan alınan 6 adet çekin 5 adedinin bedelinin davacılar tarafından ödendiğini, çeklerin hatır çeki olduğu iddiasının doğru olmadığını, sözleşmeye “hatır” kelimesinin sehven yazıldığını, davacıların iyi niyetli olmadıklarını ve borçlarını ödememek için iş bu davayı açtıklarını, davacıların dava konusu çekin bedelini ödeyememesi üzerine çek bedelini davalı …’a ödeyerek çeki geri aldığını ve 25.09.2011 olan keşide tarihini 05.10.2011 olarak değiştirip çeki … isimli kişiye ciro ettiğini ileri sürerek davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosyada davalı … vekili, müvekkilinin çeki ciro yolu ile devralan iyi niyetli 3. şahıs olduğunu ileri sürerek davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre; Dava konusu çekin hatır çeki olduğu hususunu ispat yükü davacı tarafta olup, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve davalı . Ltd Şti tarafından da inkar edilmeyen 24.06.2010 tarihli sözleşme ve 25.06.2010 tarihli belgede bu çekin hatır çeki olduğu anlaşıldığından davalı . Ltd Şti hatır ibaresinin sehven yazıldığını iddia ettiğinden belgenin aksini ispat yükü davalı . Ltd Şti’nde olduğundan davalı şirkete dava konusu çekin hatır çeki olmadığı konusunda davacı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılmış olup davalı tarafça bu hak kullanılmadığından iddiasının ispat edilememiş sayıldığı, birleşen dosya davalısı …’ın kötü niyetli hamil olduğu hususunun da davacı tarafından ispat edilemediği, asıl dava dosyasında davacılar tarafından … ve . Ltd Şti aleyhine açılan menfi tespit davası yönünden yapılan yargılama neticesinde; dava konusu çekin … tarafından bedeli tahsil edilmek suretiyle diğer davalı . Ltd Şti’ne iade edildiği anlaşıldığından … aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, dava konusu çekin hatır çeki olduğu hususu davacı tarafından yazılı belgeler ile ispat edildiğinden davacının davalı . Ltd Şti aleyhine açtığı davanın kabulü ile dava konusu yapılan Türkiye İş Bankası … Ticari Şubesine ait 05.11.2011 keşide tarihli … çek nolu 50.000,00.-TL bedelli çek nedeniyle davacıların davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine, birleşen dosyada davacıların davalı … aleyhine açtığı davanın davalının kötü niyetli hamil olduğu hususu ispat edilemediğinden reddine, davalıların % 40 tazminat taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalı …’ın beyanına göre dava konusu çeki davalı …Ltd. Şti.’den bedelini tahsil edip iade etmiş olduğunu bildirmiş olduğundan mahkemece bu davalı yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bu davalı yönünden temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının keşidecisi, davalı . Ltd. Şti. nin lehtarı ve 1. cirantası, davalı …’ın cirantası, birleşen dosya davalısı …’in ise hamili ve takip alacaklısı olduğu nama yazılı bir adet çekin hatır çeki olduğu iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti ve çekin iptali istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davaya konu çekin keşidecisinin davacı şirket … A.Ş., ara cirantası ise çek keşide tarihi itibariyle bu şirketin yetkili temsilcisi olduğu anlaşılan …’dır. Dava konusu çekin lehtarı asıl davanın ve birleşen davanın davalısı …Ltd. Şti. olup bu çek ciro yolu ile dava dışı …’e, onun cirosu ile davacı şirketin temsilcisi …’a, ondan da ciro yolu ile asıl ve birleşen davanın davalısı …’a, onun cirosu ile birleşen davanın davalısı …’a geçmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Hamil-birleşen dosya davalısı … 14.12.2012 tarihli celsedeki isticvap beyanında; dava konusu yukarıda yazılı çeki doğrudan asıl ve birleşen dava dosyası davalısı …Ltd. Şti. ve onun yetkilisi …’den aldığını beyan etmiştir. Ne var ki dava konusu çekin görünürdeki ciro silsilesine göre yukarıda çekin incelenmesi sırasında yazıldığı gibi asıl ve birleşen davanın davalısı …’ın cirosu ile çek hamil …’e geçmiştir. Birleşen dosya davalısı-hamil …’in bu beyanı karşısında ciro zinciri kopmuştur. 6762 sy. TTK’nın 702. maddesinde (6102 sy. TTK’nın 790.md.); “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salâhiyetli hâmil sayılır.” denmektedir. Diğer taraftan çekteki görünürdeki ciro silsilesine göre lehtar ve 1. ciranta davalı …Ltd. Şti. ve ondan sonra gelen anılan lehtar şirketin yetkili temsilcisi …’in cirosundan sonra gelen … davacı -keşideci şirketin yetkili temsilcisi olup asıl ve birleşen davalarda davacı konumundadır. Bu durum dahi ciro zincirinin kopukluğunun açık göstergesidir. Hal böyle olunca Mahkemece birleşen dosya davalısı … hakkında açılan davada; dava konusu çekteki görünürdeki ciro silsilesi koptuğundan dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sy. TTK’nın 702. maddesi gereği yetkili hamil sayılamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı … yönünden açılan davanın reddine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen dosya davalısı … hakkındaki davanın reddine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.