YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4415
KARAR NO : 2013/9329
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi (Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi)
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbire ilişkin menfi tespit kararının incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekili, açmış olduğu menfi tespit davasında taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesine rağmen ticari ilişkinin teminatı olarak verilen çeklerden birinin bankaya ibraz edilerek karşılıksızdır şerhi yazdırıldığını, çekin keşide tarihi itibariyle azledilmiş şirket temsilcisi tarafından imzalandığını, taraflar arasındaki ihtarnamelerden anlaşılacağı üzere karşı tarafın çek alacağının bulunmadığını belirterek “karşılıksızdır” şerhi yazılan çek bakımından icra takibinin durdurulmasına tedbiren karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu hususun çekişmeli olup yargılamayı gerektirdiği davalının delillerini henüz ibraz etmediği ve cevap dilekçesinin verilmediği gerekçeleriyle tedbir talebinin reddine karar verilmiş, kararı ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında tedbiren icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle somut olayda verilecek tedbir kararının koşullarının İİK’nun m.72,II ve HMK hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Mahkeme kararının gerekçelerinden biri olarak “dava konusu hususun çekişmeli olup, yargılamayı gerektirmesi” ifadeleri kullanılmıştır. HMK’nun m.390,I hükmüne göre, ihtiyati tedbir ya dava açılmadan ya da davanın devamı sırasında istenebileceğinden, tedbir talebine konu olan istemlerin her zaman yargılama konusu olacağı, diğer bir anlatımla yargılama konusu olmayan bir talebin ihtiyati tedbire de konu olamayacağı açıktır. Daha açık bir deyişle yargılama konusu olmayacak bir tedbir çeşidi bulunması ihtimali kanunda öngörülmemiştir. Bu nedenle “dava konusu hususun çekişmeli olup, yargılamayı gerektirmesi” şeklindeki gerekçenin ihtiyati tedbir isteminin reddi sebebi olarak kabulü kanuna aykırıdır.
Öte yandan karşı tarafın cevap dilekçesini ve delillerini henüz ibraz etmemiş olması da ihtiyati tedbir isteminin reddine gerekçe olarak gösterilemez. HMK’nun 390’ıncı maddesinin 2’nci fıkrasına göre, “Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk olan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.” Dolayısıyla koşullarının mevcut olması durumunda cevap dilekçesi verilmeden ve karşı taraf henüz delillerini sunmadan da ihtiyati tedbire hükmedilmesi olanaklıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair gerekçeleri usul ve yasaya uygun değilse de ihtiyati tedbir istemi sırasında ihtiyati tedbir isteyen (davacı) tarafından sunulan deliller, yaklaşık ispat ölçüsünde dahi olsa ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispat etmeye yeterli olmadığından mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararı sonucu itibarıyla doğrudur. Bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru olan kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438’inci maddesinin son fıkrası uyarınca gerekçesinin bu şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA peşin harcın istek halinde iadesine, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.