YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5672
KARAR NO : 2013/9265
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalının, müvekkili şirketin … şubesinin … no.lu müşterisi olduğunu, davalı ile müvekkili arasında 12.02.2004 tarihli sermaye piyasası araçları alım satımına aracılık çerçeve sözleşmesi ile birlikte bir takım sözleşmeler imzalandığını, davalının 27.09.2005 tarihinde tüm hisse senetlerini başka bir aracı kuruma virman yapmak suretiyle müvekkili ile çalışmayı bıraktığını, davalının bu işlemleri yaparken hesabına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalının 01.02.2006 tarihinde tekrar müvekkili ile çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra yapılan işlemlerden dolayı davalının 6.363,00 TL zarar, 13.484,48 TL ise gelir elde ettiğini, davalının 06.12.2007 tarihli dilekçesi ile yapılan işlemlere itiraz ettiğini, yapılan işlemlerin kendisi tarafından yapılmadığını ve bu işlemlere onay vermediğini, ayrıca müvekkili şirket çalışanlarının usulsüz işlemleriyle zarara uğratıldığını ve taahhüt edilmesine rağmen zararlarının giderilmediğini belirttiğini, alım-satım aracılık sözleşmesinin 18. maddesine göre şirket defter, kayıt, belge ve telefon kayıtlarının delil niteliğinde olacağının kabul edildiğini, yapılan işlemlerin davalının onayı ile yapıldığını, 2007 yılı işlemlerine ilişkin ekstrenin 04.01.2008 tarihinde noter aracılığı ile gönderildiğini, davalının 09.01.2008 tarihinde yine noter aracılığıyla itiraz ettiğini, yapılan işlemlerin davalının bilgi ve onayı ile yapıldığını belirterek müvekkilinin davalıya 48.000,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı aracı kurumun, 01.02.2006 – 06.12.2007 tarihileri arasında yapılmış olan işlemlerden dolayı menfi tespit talebinde bulunduğunu, oysa ki davacı kurumla 05.02.2004 tarihinden beri işlem yapıldığını ve 06.12.2007 tarihine kadar yapılan işlemlerin tamamının ihtilaflı olduğunu, davacının müvekkilinin haberi ve rızası olmaksızın nam ve hesabına alım-satım işlemi yaptığını, bu işlemlerde sözlü, yazılı ya da internet aracılığı ile alım-satım emri verilmediğini, müvekkilinin dava değerinden daha çok zararı bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller, İMKB ve SPK raporları ile benimsenen 28.09.2012 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; ispat yükü üzerinde olan davacı aracı kurumun SPK mevzuatı uyarınca düzenlemesi gereken belgeleri dosyaya sunmadığı, sözlü olarak verildiği iddia edilen emirlerin, müşteri mutabakatını içerir tarzda yazılı olarak ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.