Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/5838 E. 2013/10911 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5838
KARAR NO : 2013/10911
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu isteğin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R –

Davacı vekili, önceki müvekkili … hakkında davalı tarafça yapılan icra takibinde müvekkilinin başka bir icra dosyasından olan alacağını iş bu takip dosyasından tahsil ettiğini, takip konusu çekin zamanaşımına uğradığının tespiti üzerine takibin iptali istemiyle açılan davada Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesince takibin iptaline dair verilen kararın Yargıtay 12. HD. Nin ilamı ile onanıp karar düzeltme yoluna da başvurulmamış olması sebebiyle kesinleştiğini, davalıya icra takip dosyasından çekmiş olduğu paranın iadesi için İİK’nın 40. maddesi uyarınca muhtıra çekildiğini, davalının bu parayı yatırdığını, davalı tarafça icra dosyasından çekilen paranın icranın iadesi çerçevesinde talep edilemeyen faiz alacağının tahsili için davalıya karşı başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edildiğini, icranın iadesine konu takip dosyasında alacaklı olan önceki müvekkili … tarafından Ankara 27. Noterliği’nin 23.03.2004 tarihli ve 4091 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki temliknamesiyle müvekkili davacıya alacağın temlik edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin … hakkında yapmış olduğu takibin imhal (erteleme) nedeniyle iptal edilip karşı taraf lehine %40 tazminata hükmedildiğini, iş bu tazminat alacağın tahsili için müvekkili hakkında … tarafından takip yapıldığını, adı geçenin iş bu %40 tazminatın faizi için de müvekkili hakkında ayrı bir takip yaptığını, ayrıca lehine %40 tazminata hükmedilen takip dosyasında imhal sebebiyle iptal edilen takip konusu alacağın tahsili için de Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2004/175 E. sayısına kayden alacak davası açtığını, iş bu alacak davasının açılması üzerine tazminat alacağının tahsili için yapılan takiplerin İİK’nın 169/a. 5. ve 6. bentleri uyarınca durdurulduğunu, %40 tazminatın tahsili için başlatılan icra takip dosyalarında zaten faiz talebinde bulunulduğundan iş bu alacağın faizi için ayrı bir takip yapılmasının mükerrer tahsilata yol açacağını, gerek %40 tazminatın tahsili gerekse bu tazminatın faiz alacağının tahsili için yapılan 3 adet takibin dayanağının çek olmayıp takibin iptali neticesinde karşı taraf lehine hükmedilen %40 tazminata ilişkin olduğunu, ileri sürerek davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; İİK’nın 169/a-5. fıkrasında “itirazın kabulü ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı mahfuzdur. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar” düzenlemesinin yer aldığı, Ankara 15. İcra Hakimliği’nin 2002/245 E. Sayılı dosyasında … ve … lehine verilen ve Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2002/10747 ve 2002/10748 sayılı dosyalarında takibe konulan %40 tazminatın tahsilinin, davalı şirket tarafından Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ve Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 18.03.2004 tarihinde dava açılması nedeni ile kararların kesinleşme tarihi olan 15.12.2011 tarihine kadar ertelenmesi gerektiği, bu durumda finans şirketi tarafından icra dosyalarına ödenen paranın 15.12.2011 tarihine kadar … ve …’a ödenmemesi gerektiği, belirtilen nedenlerle, davacının faiz alacağından yoksun kaldığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nın 40. maddesi gereğince “icranın iadesi” nedeniyle mahrum kalınan faiz alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK’nın 40. maddesinin 2. fıkrasına göre bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilip de, aleyhinde icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat’i bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Bu nedenle borçlunun icranın iadesini isteyebilmesi için (İİK.nun 40/2. maddesi gereğince) bozmadan sonra verilecek hükmün kesinleşmesi zorunludur. Somut olayda Ankara 12. İcra Hakimliği’nin 20.02.2003 tarihli red kararından sonra Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2002/10747 ve 2002/10748 sayılı dosyaların borçlusu davalı şirket tarafından %40 tazminattan kaynaklanan borcun ödendiği ve Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2002/11065 sayılı dosyadaki alacağı için 2. İcra Müdürlüğü’nün dosyalarındaki alacağın naklinin talep edildiği ve 2. İcra Müdürlüğü’nün dosyalarına 5. İcra Müdürlüğü’nün dosyasındaki 14.877,98 TL ve 8.287,38 TL paranın 18.11.2002 tarihinde aktarıldığı, bu miktardan 19.144,64 TL’nin alacaklı davalı şirkete 14.03.2003 tarihinde ödendiği görülmüştür. Davacı-borçlu vekili 08.03.2004 tarihinde Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2002/11065 sayılı dosyasına Ankara 12. İcra Hakimliği’nin 2003/672 E. (eski 2002/833 esas) sayılı dosyasında Yargıtay 12. Hukuk Dairesince verilen 01.03.2004 tarihli onama ilamını ibraz ederek, faize dair haklarını saklı tutarak tahsil edilen paranın iadesi için alacaklı vekiline muhtıra tebliğini talep ettiği, muhtıranın alacaklı vekiline 10.03.2004 tarihinde tebliğ edildiği, 19.144,66 TL’nin 19.03.2004 tarihinde dosyaya yatırıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde Yargıtay 12. HD’nin 01.03.2004 tarihli kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmediğini ileri sürmüştür. Şu halde davacı taraf Yargıtay 12. HD’nin 01.03.2004 tarihli onama ilamının kesinleştiği tarihten sonrasına ait faiz alacağını talep edebilecektir. Mahkemece anılan bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.