Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/6288 E. 2013/10779 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6288
KARAR NO : 2013/10779
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı şirket yetkilisi, davalı tarafından müvekkili aleyhine Kayseri 4. İcra Müdürlüğü’ nün 2009/6543 sayılı takip dosyasından 64 adet faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, oysa takip tarihi itibariyle bahse konu fatura borcuna karşılık 45 adet vadeli senet verilmesi suretiyle ödeme yapılmış olduğundan faturalardan dolayı davalıya borçlarının olmadığını, takip tarihi itibarı ile muaccel olmuş senet borcunun da bulunmadığını belirterek, müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıya muaccel hale gelmiş 830.020-TL borcu bulunmadığının tespitine, takibin iptaline ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin senetlerin içerik ve vadelerine bakmaksızın senet teslimine dair belgeyi imzaladığını, ancak sadece …’ ın şahsi borcuna istinaden bir adet senet alıp takibe koyduğunu, davacının bahsettiği faturalara karşılık verildiği iddia edilen diğer senetleri teslim almadığını, zira 14 aydır alamadığı alacakları için 60 ay vadeli senetleri almasının sözkonusu olamayacağını ve …’ ın davacı şirket adına senet düzenlemeye yetkisi olup olmadığını bilmediğini söylemesi üzerine bu şahsın sinirlendiğini ve imzalanan belgeyi de alarak müvekkilini işyerinden uzaklaştırdığını, davacı şirketin içinin boşaltıldığını öğrenen müvekkilinin faturalara dayalı takip yaptığını ve takibe itiraz edilmediğini beyanla, davanın reddine ve davacı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının davalıya borçlu olduğunun ve borç miktarının tarafların kabulünde olduğu, mevcut bu borç için davacının bonolar düzenlemesinin borcun yenilendiği anlamına gelmeyeceği, bonoların verilmesinin yalnızca ödemelerin ne şekilde yapılacağının belirlenmesi anlamını taşıdığı, hakların yarışmasının sözkonusu olduğu, davalının bu haklardan faturalara dayalı asıl borç ilişkisine dayanarak takip yapmasında hukuka aykırılık olmadığı, BK’nın 114 maddesinin son cümlesi gereğince, kambiyo taahhüdünde bulunmakla asıl borç ilişkisinin düşmesinin ancak bu hususun senette açıkça yazılması ile mümkün olduğunu, taraflar arasında borcun yenilendiğine dair açık bir sözleşme bulunmadığı, davacının bono bedellerini de ödemediği, bu sebeplerle bilirkişi kurulunun raporunda temel borcun kambiyo alacağının vadesine kadar uzatılmış sayılacağına dair görüşe itibar edilmediği belirtilerek, davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalının %40 kötüniyet tazminatı isteminin de reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.