YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7306
KARAR NO : 2013/11513
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin temlik aldığı alacak nedeniyle başlattığı ilamsız icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar …, … ve … vekili, dava dilekçesinde belirtilen kredi ve banka muamelelerindeki imzaların …’ya ait olup …’ya ait olmadığını, davanın konusu olan borçların …’da olan belgelerle ödendiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu alacağı temlik sözleşmesiyle devraldığı, davacı yanca icra takibine esas olduğu bildirilerek gönderilen Genel Kredi Sözleşmesi ve ekindeki evrak ve senetlerde …’nun imzasının bulunduğu, davalıların murisi olan … ile … arasında yapılmış ve adı geçen kişi tarafından imzalanmış herhangi bir kredi sözleşmesinin bulunmadığı, senet imzalanmadığı, davalıların murislerinin bu borçtan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, … ile yapılan Genel Kredi Sözleşmesinin dahi dava dışı … tarafından imza edildiği, bu itibarla davalıların itirazlarında haklı oldukları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz Bozma ilamında; “..Takip dosyasına fotokopi olarak 14.07.1998 tarihli ve 5.000.000.000 TL limitli sözleşmenin 1. ve 24. sayfasının sunulduğu, 1. sayfanın altında “… vekili”24. sayfasının taahhütnameyi imzalayan kısmında ise … adının yazılı olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece, icra dosyasına sunulan bahse konu sözleşmenin celbedilip değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” denmektedir.
Mahkemece Dairemiz Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu kredi sözleşmesinde akit yapılan firmanın … firması olup sözleşmeyi muris … yerine vekaleten …’nun imzaladığı, genel kredi sözleşmesinin 2-I maddesine göre kredinin vekalet ile kullanılabilmesi için kredi isteklisinin yazılı talebi noterlikçe tanzim edilmiş, kredi kullanabilme yetkilerini kapsayan vekaletname vekilin imza sirküleri ve kredi talep yazısında vekillerin ad soyad ve adreslerinin açıklanmasının gerektiği, bu dört şartın bir arada bulunmasının vekalet ile kredi kullanabilmek için zorunlu olduğu, 02/03/1977 tarihli vekaletnamede …’ya borçlanma yetkisi verilmiş olmasına karşılık 2.maddede belirtilen diğer zorunlu unsurların bulunmadığı, murisin kredinin vekili aracılığı ile kullanılacağına dair bir yazısının ve talebinin bulunmadığı, bu itibarla muris ve mirasçıları olan davalıların dava konusu borçtan sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı temlik alacaklısı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının temlik aldığı genel kredi sözleşmesinden doğan banka alacağına dayalı ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK’nın 67. maddesi gereği iptali istemine ilişkindir. Davalı-borçlular, murisleri …’nun takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. Mahkemece dava ve takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin murisin vekili … tarafından imzalanmışsa da anılan sözleşmenin 2-I maddesinde kredinin vekaletname ile kullanılabilmesi için kredi isteklisinin talep yazısının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş gerekirse ilgili banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak kredi sözleşmesinden kaynaklanan ödemenin davalı ya da yetkili vekiline yapılıp yapılmadığı hususunda Yargıtay denetimine elverişli rapor almaktan ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı temlik alacaklısı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.