Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2014/2134 E. 2014/5170 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2134
KARAR NO : 2014/5170
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 11/09/2013
NUMARASI : 2012/238-2013/216

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili aleyhine bonoya ve genel kredi sözleşmesine dayanarak ayrı ayrı icra takiplerine girişildiğini, takip konusu bono ve kredi sözleşmesindeki kefalet imzalarının müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin aleyhine yapılan icra takipleri ve bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava konusu bono ile genel kredi sözleşmesi ve eki diğer belgelerde davacının ismine atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının söz konusu takipler ve bono nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle dava konusu bononun ciro yoluyla davalı bankaya geçtiğinin ve bu nedenle davalının keşideci imzasının davacıya ait olmadığını bilemeyeceğinin kabulü ile bu kısım yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava konusu genel kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil imzalarının davacıya ait olmadığı bilirkişi heyeti raporuyla saptanmıştır. Bir güven kurumu olan davalı banka sözleşmeye imzalar atılırken imzaların atan kişiye aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek mecburiyetindedir. Buna göre kredi sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olan davalı bankanın icra takiplerinde haksız ve kötüniyetli olduğu kabul edilerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken gerekçeleri gösterilmeden kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerden dolayı sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.