Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2015/10880 E. 2016/2448 K. 17.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10880
KARAR NO : 2016/2448
KARAR TARİHİ : 17.02.2016

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Dava; kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı, davacı bankayla herhangi bir kredi kartı sözleşmesinin bulunmadığını, dolayısıyla borcunun da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda; davacı banka tarafından davalıya tahsis olunan kredi kartından dolayı 28.07.2013 hesap kesim ve 30.08.2013 son ödeme tarihli son ekstre borcunun 9.134,33 TL olduğu, davalı tarafa hesap kat ihtarname tebligatı olmadığından temerrüt faizi uygulanmayıp, akdi faizin uygulanması gerektiği, bu hususta aldırılan bilirkişi raporunun dışına çıkılarak yapılan hesaplama uyarınca 9.134,33 TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak takip talebindeki tutar esas alınarak 1.157,50 TL işlemiş faiz, 57,87 TL işlemiş faizin %5 BSMV’si ve 3,42 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 10.301,03 TL borcun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/1-k maddesinde “tüketici”, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-e maddesinde ise “tüketici işlemi”, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade edilmiştir.
Yine anılan yasanın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemelere göre, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gözetilmeksizin, işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.