YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11460
KARAR NO : 2016/4993
KARAR TARİHİ : 21.03.2016
MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2014
NUMARASI : 2012/253-2014/224
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, bedensel özürlü olan müvekkilinin davalı bankadan kredi kart talebinin olmadığını, müvekkili adına sahte kart düzenlendiği ve kullandığı için Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, kartın müvekkiline teslim edilmediğini, sözleşme sliplerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 20.000,00 TL limitli kredi kartına ilişkin olarak davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talebi ve imzalanan sözleşmeler uyarınca kredi kartı tahsis edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, 28.05.2013 tarihli rapora itibar edilerek sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu kredi kartı sözleşmesi üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünden üç kez inceleme yaptırılmış, birinci bilirkişi raporunda imzanın davacı eli ürünü olduğu yönünde kanaat bildirilmiş, 25.09.2013 tarihli Adli Tıp Raporu ile 18.02.2014 tarihli Polis Kriminal Laboratuarında görevli Dr. … tarafından düzenlenen raporda ise, imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiş olup, mahkemece itiraza uğrayan birinci bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Hakim bilirkişi raporları ile bağlı değil ise de, itiraza uğrayan ve itirazın kabulü üzerine yeniden rapor alınan durumlarda önceki rapora itibar ederek karar veremez. Sonraki raporları hükme yeterli görmüyorsa teknik konuyu gerektirdiğinden yeniden rapor alabilir ve diğer delillerle birlikte bilirkişi raporunu değerlendirip sonuca gidebilir. Bu açıdan mahkemece yapılan araştırma ve inceleme usul hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü yönünden sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için mahkemece konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden sözleşme üzerindeki imza incelemesi yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp ayrıca dava konusu kredi kartının kime teslim edildiği hususu üzerinde de durulup araştırma ve inceleme yapılarak ve gerektiğinde kartın teslimi ile ilgili kişiler hakkında açıldığı dosya içeriğinden anlaşılan ceza davası incelenip 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi uyarınca bu davaya etkisi de değerlendirilip gerektiğinde sonucunun beklenmesi de düşünülerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.