YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2593
KARAR NO : 2015/17311
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/11/2014
NUMARASI : 2012/502-2014/2489
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca “26.09.2012 ve 27.12.2011 tarihli araç satışından doğan bakiye alacak” sebebine dayalı olarak icra takibine girişildiğini, aksi yazılı bir şekilde kararlaştırılmadığı müddetçe satım sözleşmelerinde tarafların borçlarını aynı andan ifa etmekle yükümlü olduğunu, bu bağlamda müvekkili tarafından davalı şirkete araç satımı ile ilgili olarak satış bedelinin tamamının ödendiğini, akabinde araçların resmi devrinin gerçekleştiğini, müvekkilinin bakiye borcunun bulunmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürerek icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketten 03.04.2011 ve 04.11.2011 tarihlerinde olmak üzere 2 adet araç satın aldığını, buna ilişkin olarak satış sözleşmesinin imzalandığını, satıma dayalı olarak düzenlenen faturalardan kaynaklı bakiye borcun ödenmediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda; davacı yanca akdi ilişkinin kabul edilip, borcun araç teslimi esnasında ödendiği iddia edildiğinden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bakiye borcun ödendiğinin yazılı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, araç satımından kaynaklı bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalı satıcı tarafından davacıya dava konusu satıma konu araçların satışının yapılarak trafikte davacı adına tescilinin yapıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık satımdan kaynaklı bakiye alacağın olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı satım semeninin tamamen ödendiğini iddia etmiş, davalı ise bakiye borcun ödenmediğini savunmuştur. Kural olarak, aslolan peşin satış olup, BK. 182/2. (6098 sayılı TBK. m. 207) maddesi uyarınca aksine adet ya da sözleşme mevcut değil ise satıcı ve alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler. Somut olayda, satış sözleşmesi başlıklı belgenin açıklama kısmında “..hesap kapatılmadan araç teslimi yapılmayacaktır.” şeklinde ifadenin mevcut olmasına ve satıma konu araçların davacı alıcı adına tescilinin yapılmış olmasına göre satım bedelinin ödendiğini kabulü gerekir. Bu karinenin aksinin savunan davalı satıcının bu iddiasını HUMK’nun 290. (6100 sayılı HMK. m. 201) maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlamakla yükümlüdür. O halde mahkemece davada ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülmüş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazların kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.