Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/11433 E. 2017/6014 K. 19.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11433
KARAR NO : 2017/6014
KARAR TARİHİ : 19.09.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ilişki gereği davalı şirket sorumlusu olan …’e eşi olan diğer davacıyla birlikte 25.000 TL bedelli 02/07/2007 tanzim tarihli ve 02/07/2009 vadeli bonoyu verdiğini,borç konusu ilişki için verilen senetle ibra edilen senedin aynı senet olduğunu ve aynı borç ilişkisini içerdiğini, tek farkın ibra beyanında müvekkilinin eşi olan diğer davalının adının geçmediğini, bu durumun davalı tarafından kötüye kullanıldığını, davalının müvekkiline ibra anında iade etmediği senedi çeşitli bahanelerle icraya verdiğini, iade edilmemiş müvekkillerine ait senetlerin davalıda mevcut olduğunu ileri sürerek, takip konusu yapılan senetle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, takip konusu alacağın % 40’dan aşağı olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde sunulmuş olan ibraname niteliğindeki sözleşmede müvekkili şirket ve davaya konu senet ile ilgili hiçbir ibare olmadığını, bu ibranamenin davaya konu senetle ilişiğinin olmadığını, ibranameyi imzalayanların … ve … olduğunu, sözleşmenin tarafları arasında hüküm ifade ettiğini, müvekkili şirketin bu sözleşmenin tarafı olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, bononun davalı elinde bedelsiz kaldığı, davalının davacıya bonodaki malen kaydını destekler mahiyette bir mal teslimini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne bahse konu bononun davacılar yönünden iptaline karar verilmiş,hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Davacılardan … dava konusu bonoda avalist konumundadır.TTK’nın 702.maddesi uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Aval veren davacının asıl borçlunun ileri sürebileceği defilere dayanması mümkün değildir.Bu nedenle davacı …’ın açmış olduğu davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Dava konusu bonoda ‘‘malen’’ kaydı bulunmaktadır. Malen kaydı malın teslim edildiğine karine teşkil etmekte olup aksinin davacı tarafından yazılı delillerle ispatı gerekir.Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın ispat külfetinde yanılgıya düşülerek ve ayrıca davacı …’ın malın alınmadığı yönünde itirazı olmadığı dikkate alınmaksızın yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.