YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13108
KARAR NO : 2017/4146
KARAR TARİHİ : 24.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Tic. Mah. Sıf. )
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davaya konu çeki müvekkilinin çekte keşideci olarak gözüken şirketi temsilen ve şirket adına düzenlediğini, söz konusu çekte müvekkilinin ayrıca şahsi cirosunun bulunmadığını, bu sebeple şirketin tüzel kişiliğinin sorumluluğu yanında müvekkili aleyhine de takip yapılmasının mümkün olamayacağını ileri sürerek, icra takibine konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, keşideci olarak gözüken şirketin müdürlüğünden çekin keşide tarihinden önce istifa ettiğini ve müdürlükten azline yönelik ortaklar kurulu kararının da Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, buna göre davacının keşide tarihinde yetkili olmamasına rağmen davaya konu çeki keşide edip şahsi sorumluluğuna yol açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, keşide tarihinde her ne kadar davacı, keşideci şirketi temsile yetkili olmasa da, takipte borçlu olarak yer alan şirketin borca ya da imzaya itiraz etmediği ve şirkete ait çek yaprağının davacı elinde bulundurulması ile çek düzenlemesine müsaade edilmesinin yetkisiz temsilcinin eylemine zımnen icazet verildiği şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, sonuç olarak bu kabul doğrultusunda davacı ile şirketin aynı anda davaya konu çekten sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde dava konusu takip dayanağı 03.03.2011 keşide tarihli çeki keşideci şirketi temsilen imzaladığını, dolayısıyla bu çek sebebiyle şahsi bir sorumluluğunun olmadığını iddia ederek, menfi tespit isteminde bulunmuştur.
Takip dayanağı çekin incelemesinde, keşide tarihinin ilk önce 03.03.2010 şeklinde olduğu, daha sonra keşide tarihinin 03.03.2011 olarak tashih edilip keşideci temsilci tarafından paraf edildiği görülmektedir. Dosya içerisinde bulunan ticaret sicil kayıtlarına göre davacının 03.03.2010 tarihinde keşideci şirketin temsilcisi olduğu ancak 03.03.2011 tarihinde ise keşideci şirketin temsilcisi olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, keşide tarihinin değişikliği konusunda herhangi bir açıklama yapmaksızın çekin keşide tarihini 03.03.2011 olarak kabul edip buna göre menfi tespit talebinde bulunmuştur. Ortaya çıkan duruma göre davacının çekin tashihli hali olan 03.03.2011 tarihinde keşideci şirketin temsilcisi olmadığından TTK’nın 818/1-c maddesi yollaması ile aynı Yasanın 678. maddesi gereğince temsile yetkili olmadığı halde temsilci sıfatıyla çek keşide ettiği için bu çekin ödenmesinden şahsen sorumlu olması gerekir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.